Ön incelemeye ve tahkikata “KATILMAYAN” tarafların da SÖZLÜ YARGILAMAYA çağrılması gerekir mi? – Ankahukuk.Com – Hukuk ve Yaşam Sitesi

HMK m. 33 ve 186 f. I hükmüne göre mahkeme, tahkikatın bitiminden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için “ÖN İNCELEMEYE VE TAHKİKATA KATILMASA BİLE” İKİ TARAFI DAVET ETMEK ZORUNDADIR.

GEREKÇE:

1- HMK m. 186 f. I hükmüne göre “mahkeme, tahkikatın bitiminden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla İKİ TARAFI DAVET EDER.” düzenlemesi EMREDİCİ NİTELİKTEDİR.

2- Ön incelemeye ve tahkikata KATILMAYAN tarafların SÖZLÜ YARGILAMAYA çağrılmasına GEREK YOKTUR şeklinde bir düzenleme mevcut değildir. (Kaynak)

SON DÖNEM YARGI KARARLARI

T.C YARGITAY
15.Hukuk Dairesi
Esas: 2018/ 4229 – Karar: 2019 / 598 – Karar Tarihi: 13.02.2019

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından duruşma istenmiş ise de miktar itibariyle duruşma isteğinin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli karşılığı verilen çekten dolayı menfi tespit ve ödenen bedelin istirdadı talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulü yönünde verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemiz 02.03.2016 tarih, 2015/6133 Esas ve 2016/1334 Karar sayılı ilâmıyla anılan hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma kararına uyularak gerçekleştirilen yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen hüküm, davalı vekilince temyiz olunmuştur.

Dava, 6100 sayılı HMK’nın yürürlükte olduğu 29.08.2013 tarihinde açılmıştır. 6100 sayılı HMK’da ilk derece yargılamasında yazılı yargılama usulü beş aşamadan oluşacak şekilde düzenlenmiştir. Bunlar; 1-Davanın açılması ve dilekçeler aşaması (Madde 118,126-136), 2-Ön inceleme (Madde 137-142), 3-Tahkikat (Madde 143-293), 4-Sözlü Yargılama (Madde 184-186) ve 5-Hükümdür (madde 294).1086 sayılı HUMK zamanında yazılı yargılama usulü 4 aşama (ön inceleme aşaması hariç) olarak düzenlenmiş ve bu aşamaların her biri bir diğerinin içine geçmiş şekilde olduğundan gereksiz işlem yapılmasına ve yargılamaların uzun sürmesine sebebiyet vermekte iken kanun koyucu bu sakıncaların önüne geçmek için bu aşamaları sıkı kurallara bağlamış ve bir aşama bitirilmeden diğer aşamaya geçmeyi engellemek istemiştir.

HMK’nın madde 184-(1) Hâkim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir. (2) Mahkeme tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder. Madde 186- (1) Mahkeme, tahkikatın bitiminden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir. (2) Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir. Usul kurallarının derhal uygulanırlık prensibi de temel kurallardandır.

Bu genel anlatımlar ışığında somut olaya gelince; Mahkemece 4 nolu celsede ara karar ile “Davalı vekilinin son 3 celsenin tamamına mazeret dilekçesi gönderdiği, son celse de mazeretin son kez kabulüne karar verildiği belirtildiğinden bu aşamadaki mazeretin reddine karar verilerek tefhimle açık yargılamaya devam olundu” denilerek yapılmaya devamla davalı vekilinin yokluğunda hüküm verilmiştir. Davalı vekiline mazereti reddedilse dahi tahkikat bittikten sonra 6100 sayılı HMK’nın 186/1. maddesine göre sözlü yargılama için duruşma gününün bildirilerek, sözlü yargılama için tayin edilen günde davalı vekili katılmasa dahi davanın sonuçlandırılıp hüküm tesis edilmesi gerekirken; adil yargılama hakkının en önemli unsuru olan ve HMK 27. madde de düzenlenen hukuki dinlenilme hakkına aykırı şekilde savunma hakkı kısıtlanarak esastan hüküm kurulması doğru olmamış, kararın diğer temyiz itirazları incelenmeden bu nedenle bozulmasına karar verilmesi uygun bulunmuştur.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulu ile hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 13.02.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C YARGITAY
15.Hukuk Dairesi
Esas: 2018/ 4478 – Karar: 2019 / 397 – Karar Tarihi: 04.02.2019

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla yapılan icra takibine itirazın iptâli, takibin devamı, icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 26.01.2016 tarihli hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemiz 30.05.2017 tarih, 2016/2881 Esas ve 2017/2315 Karar sayılı ilâmıyla anılan hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma kararına uyularak gerçekleştirilen yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen hüküm, davalı vekilince temyiz olunmuştur.

Davacı davasında davalı iş ortaklığının taşeronu olarak talep ettikleri boru ve ekipmanlarını … Boru Genel Müdürlüğü’nden şantiyelerine teslim ettiklerini bunlarla ilgili faturalardan alacaklı olduklarını, bu alacakların ödenmemesi nedeniyle yaptıkları icra takibine davalıların itirazının iptâline karar verilmesini istemiş, davalılar savunmalarında kendilerine teslim edilen malzeme bedellerinin davacıya ödendiğini, teslim edilmeyenlere ilişkin düzenlenen bir kısım faturanın da davacıya iade edildiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.

Dava, 6100 sayılı HMK’nın yürürlükte olduğu 09.04.2014 tarihinde açılmıştır. 6100 sayılı HMK’da ilk derece yargılamasında yazılı yargılama usulü beş aşamadan oluşacak şekilde düzenleme yapılmıştır. Bunlar; 1-Davanın açılması ve dilekçeler aşaması (Madde 118,126-136), 2-Ön inceleme (Madde 137-142), 3-Tahkikat (Madde 143-293), 4-Sözlü Yargılama (Madde 184-186) ve 5-Hükümdür (madde 294).1086 sayılı HUMK zamanında yazılı yargılama usulü 4 aşama (ön inceleme aşaması hariç) olarak düzenlenmiş ve bu aşamaların her biri bir diğerinin içine geçmiş şekilde olduğundan gereksiz işlem yapılmasına ve yargılamaların uzun sürmesine sebebiyet vermekte iken kanun koyucu bu sakıncaların önüne geçmek için bu aşamaları sıkı kurallara bağlamış ve bir aşama bitirilmeden diğer aşamaya geçmeyi engellemek istemiştir.

HMK’nın madde 184-(1) Hâkim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir. (2) Mahkeme tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder. Madde 186- (1) Mahkeme, tahkikatın bitiminden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir. (2) Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir. Usul kurallarının derhal uygulanırlık prensibi de temel kurallardandır.

Bu genel anlatımlar ışığında somut olaya gelince; Mahkemece 3 nolu celse de 1 nolu ara karar ile “davalı vekilinin belgelendirmediği mazeret isteminin reddine karar verilmiş olup açık duruşmaya devam olundu” denilerek yapılmaya devamla davalı vekilinin yokluğunda hüküm verilmiştir. Davalı vekiline sözlü yargılama için duruşma gününü bildirerek hüküm tesis edilmesi gerekirken; adil yargılama hakkının en önemli unsuru olan ve HMK 27. madde de düzenlenen hukuki dinlenilme hakkına aykırı şekilde savunma hakkı kısıtlanarak esastan hüküm kurulması doğru olmamış, kararın diğer temyiz itirazları incelenmeden bu nedenle bozulmasına karar verilmesi uygun bulunmuştur.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle bozma nedenine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazları incelenmeksizin hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 04.02.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

İçeriğe tepkiniz? (3 tane seçimde bulunabilirsiniz!)

Daha Fazlası

Ankahukuk

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yazın

(required)

(gerekli)