Kaynak İrtifakı Tesisi – Kaynak Hakkı Ancak Tapuda Resmi Senetle ve Tapu Malikinin Rızası ile Kurulabilir

Özet: Dava, kaynak irtifakı tesisi, mümkün olmazsa alacağın tahsili talebine ilişkindir. Kaynaklar, arazinin bütünleyicisi parçası olup bunların mülkiyeti ancak kaynaklandıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabilir. Başkasının arazisinde bulunan kaynaklar üzerindeki hak, bir irtifak hakkı olarak tapu kütüğüne tescil ile kurulur. Kaynak hakkı ancak tapuda resmi senet ve tapu malikinin rızası ile kurulabilir. Dosya kapsamından, dava konusu su kuyusunun davalı adına kayıtlı parsel içinde kaldığı anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında yerel mahkemece, kaynak irtifakı tesisi talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.

YARGITAY 14.HUKUK DAİRESİ
Tarih: 19.1.2009 Esas: 2008/14058 Karar: 2009/173

– 4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m.756

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 16.05.2006 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın tespiti, muarazanın önlenmesi, irtifak hakkı tesisi, mümkün değilse sebepsiz zenginleşme nedeni ile alacağın tahsili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 01.05.2008 günlü hükmün Yargıtay`ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kâğıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar
Davacılar vekili, 16.05.2006 tarihli dilekçesi ile 69 sayılı parselin davacıların murisi 68 sayılı parselin ise davalının murisi adına kayıtlı olup 1992 tarihinde taşınmazların müşterek sınırına masrafları eşit karşılanmak suretiyle su kuyusu açılıp elektrik tesisatı yapıldığını beyanla su kuyusu üzerindeki ortaklığın tespiti ve yarı hisseye yönelik müdahalenin önlenmesini istemiştir.
Davacılar vekili, 01.02.2007 tarihli ıslah dilekçesi ile su kuyusu üzerindeki ortaklığın tespiti, muarazanın önlenmesi, su kuyusundan 1/2 hisse itibariyle su-kaynak kullanım hakkının davacılara ait 69 sayılı parsel lehine, davalıya ait 68 sayılı parsel aleyhine irtifak hakkı olarak tesisi, mümkün değil ise su kuyusunun müşterek inşa edilmiş olması nedeni ile sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince 6.010.00.-YTL`nin dava tarihinden yasal faizi ile tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, keşfen yapılan incelemede su kuyusunun davalı adına tapuda kayıtlı 68 sayılı parsel içerisinde kalmış olup irtifak hakkı şartları bulunmadığı gibi eski su kuyusunun 1,5 yıl önce söktürülüp yeniden yaptırıldığı, her iki kuyu üzerinde de davacıların hiçbir katkısı olmadığı gerekçeleriyle zamanaşımı ve esas yönünden davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, keşfen yapılan inceleme ve getirtilen abonelik kayıtlarına göre şahit beyanlarının soyut nitelikli olduğu ve yemin delilinin kullanılmadığı, davanın ispat edilemediği nedenleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili kararı temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanunu`nun 756. maddesi gereğince; kaynak irtifakı tesisi, mümkün olmadığı takdirde alacağın tahsili isteğine ilişkindir. Türk Medeni Kanunu`nun 756. maddesindeki “Kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup, bunların mülkiyeti ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabilir. Başkasının arazisinde bulunan kaynaklar üzerindeki hak bir irtifak hakkı olarak tapu kütüğüne tescil ile kurulur” hükmü gereğince kaynak hakkı ancak tapuda resmi senet yolu ile davalı tapu malikinin rızası ile kurulabilir. Keşfen yapılan incelemede nizalı su kuyusunun davalı adına kayıtlı 68 sayılı parsel içerisinde kaldığı anlaşılmış olmakla davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine ancak, nizalı sondaj kuyusu ve tesisatının taraflar arasında ortak olarak yapıldığı şahit beyanları ile sabit olduğuna göre ve 29.03.2007 tarihli keşif raporu ile toplam değeri 3.340.00.-YTL olduğu belirlenmiş olmakla bu değerin yarısının davacıların katkı payı olarak Borçlar Kanunu`nun 61. maddesi gereğince davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde alacağın tahsiline yönelik terditli talebin de reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 19.01.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yazın

(required)

(gerekli)