İnsan Öldürmeye Kalkışma – Kast Unsuru Failin Olay Öncesi,Olay Sırası ve Olay Sonrasındaki Davranışlarına Göre Belirlenmelidir.

Özet:Kasten insan öldürmeye kalkışma suçundan dolayı yapılan yargılamada uyuşmazlık, suçun nitelendirilmesi noktasında toplanmaktadır. Dosya kapsamından mağdurun tek bıçak darbesiyle hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı anlaşılmaktadır. Etkili eylem suçu ile kasten insan öldürmeye kalkışma suçu arasındaki ayırıcı kriter manevi unsurun farklılığına dayanır. Birinci halde sanık darp ve yaralama amacıyla hareket etmiştir. İkinci halde ise fail daha ağır sonucun meydana gelmesini istemektedir. Sonuçlarını bilerek ve isteyerek fiili işleme iradesi olan kast, failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenmelidir. Somut olayda, hayati bölgelerin özellikle seçildiği ve eylemin sürdürülmesine engel bir nedenin olduğu da kanıtlanamamıştır. Bu durum karşısında sanığın yaralama kastı ile hareket ettiği kabul edilmelidir

YARGITAY CEZA GENEL KURULU
Tarih: 8.7.2008 Esas: 2008/1-88 Karar: 2008/184

– 5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m.81,86

Sanık Mehmet`in insan öldürmeye kalkışma suçundan dolayı uygulamada daha lehe sonuç verdiği belirtilerek 5237 sayılı TCY`nın 81, 35/2, 29 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi`nden verilen 01.02.2006 gün ve 107-17 sayılı hükmün sanık müdafilerince temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesi`nce 03.07.2007 gün ve 7543-5426 sayı ile;
“Sanığın, geceleyin, kavga ortamında, mağduru bıçakla, iç organ yaralanmasına neden olmayacak şekilde bir kez yaraladığı olayda, hayati bölgelerin hedef seçildiğine, eylemin engel nedeniyle sürdürülemediğine dair delil bulunmadığı anlaşıldığı halde, yaralama suçu yerine öldürmeye teşebbüsten yazılı şekilde karar verilmesi” isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel mahkeme 24.09.2007 gün ve 296-374 sayı ile; bıçağın hayati bölgeye isabet etmesi karşısında sanığın kastının insan öldürmeye yönelik olduğunun açıklığa kavuştuğunu belirterek önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de sanık müdafii ile Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı`nın “hükmün bozulması” görüşünü içeren 26.03.2008 günlü tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığı`na gönderilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulu`nda değerlendirilmiş ve aşağıdaki gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanığın kasten insan öldürmeye kalkışma suçundan cezalandırılmasına karar verilen olayda özel daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlık, suçun nitelendirilmesine ilişkindir.
İncelenen olayda;
Sanık Mehmet tarafından işletilen İzmir Şirinyer`deki ……….. PUB isimli birahaneye 27 Temmuz 2003 günü 24:00 sıralarında alkollü bir şekilde gelen ve bir süre arkadaşıyla birlikte içki içtikten sonra birahanenin kapanacağı yolundaki uyarı sonrasında tartışma çıkarıp hesabı ödemeden ayrılmak isteyen mağdur Sedat`ın dışarı çıkarıldıktan birkaç dakika sonra işyerinin önüne bıçakla gelip birahanenin camlarını kırdığı, personeliyle birlikte dışarı çıkan sanık Mehmet`in uzaklaşmasını söylemesine karşın mağdurun işyeri önünden ayrılmadığı, sanığın bir ara fırsatını bularak mağdurun elindeki bıçağı mücadele ederek aldığı, akabinde mağdurun zorla birahane önünden uzaklatırılmaya çalışıldığı sırada gece karanlığında çıkan kavgada sanığın rastgele salladığı bıçak darbesinin mağdurun karın bölgesine isabet ettiği, iç organ yaralanmasına neden olmayan kesici delici alet yarası nedeniyle mağdurun hayati tehlike geçirecek biçimde yaralandığı dosyadaki kanıtlardan anlaşılmaktadır.
Etkili eylem suçu ile kasten insan öldürmeye kalkışma suçu arasındaki ayırıcı kriter manevi unsurun farklılığına dayanır. Birinci durumda sadece daha hafif sonuç (darp ve yaralama) istenilmiş olup daha ağır sonuç (ölüm) istenilmiş değildir. Fail daha ağır sonucun gerçekleşmesini istediği takdirde, kastın insan öldürmeye yönelik olduğu kabul edilir.
Sonuçlarını bilerek ve isteyerek fiili işleme iradesi olan ve failin iç dünyasını ilgilendiren kast, failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenmelidir. Öldürme kastının varlığı ise;
a) Fail ile mağdur arasında olay öncesine dayalı, öldürmeyi gerektirir bir husumetin bulunup bulunmadığı,
b) Olayda kullanılan vasıtanın öldürmeye elverişli olup olmadığı,
c) Mağdurdaki darbe sayısı ve şiddeti,
d) Darbelerin vurulduğu bölgenin hayati önem taşıyıp taşımadığı,
e) Failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği,
f) Olay sonrası mağdura yönelik davranışları, başka bir anlatımla olayın kendine özgü tüm özellikleri dikkate alınarak saptanmalıdır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; geceleyin, kavganın hareketli ortamında, rastgele salladığı tek bıçak darbesi ile mağduru iç organ yaralanmasına neden olmayacak biçimde yaralayan sanığın hayati bölgeleri özellikle seçtiğine ve eylemini sürdürmesine mani bir hal bulunduğuna dair kanıt da mevcut olmadığına göre, olayda yaralama kastı ile hareket ettiğinin kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, yerel mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Yerel mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA,
2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı`na tevdiine, 08.07.2008 günü oybirliği ile karar verildi.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yazın

(required)

(gerekli)