İnançlı İşlem Yazılı Belge ile Kanıtlanabilir

Özet:Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil talebine ilişkindir. 05.02.1947 tarih ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca inançlı işlemin yazılı belge ile kanıtlanması zorunludur. Somut olayda, yazılı belge ibraz edilmemiştir. Hatırlatılan yemin teklifi de kullanılmamıştır. Davacı, davasını ispat edememiş olduğundan davanın reddi gerekirken aksi kanaat ile talebin kabulüne karar verilmesi hatalıdır.

 

YARGITAY 1.HUKUK DAİRESİ

 

Tarih: 13.1.2009 Esas: 2008/9305 Karar: 2009/184

– 1086 sayılı HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU m.288

Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, miras bırakanları Recep`in adına kayıtla 3 parselde 5 nolu bağımsız bölümü, oğlu Tamer`in piyasaya olan borçlarının bitmesinden sonra Tamer`e devredilmesi amacıyla davalıya bedelsiz olarak temlik edildiğini, miras bırakanın amacının oğlu Tamer`e devretmek olduğunu, ayrıca murisin işlem tarihinde ehliyetsiz olduğunu ileri sürerek kaydın iptali ile adlarına tescilini istemişlerdir.
Davalı, bedelini ödeyerek satın aldığını belirtip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı Tamer`in davasının ispatlandığı gerekçesiyle kabulüne, Tuncay`ın davasının ise işlemden kaldırılmasına karar verildi.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 13.01.2009 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edilen vekili Avukat T.K. geldi; davetiye tebliğe rağmen temyiz eden vekili avukat ile diğer temyiz edilen gelmedi, yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen asilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi B.D.K. tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar
Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillere göre; 3 parseldeki 5 nolu bağımsız bölümün davacıların miras bırakanı Recep`e ait iken 17.07.2002 tarihinde davalı Zafer`e satış suretiyle temlik edildiği anlaşılmaktadır.
Davası kabul edilen davacı Tamer, esasen kayıt maliki Recep`in babası olduğunu ve taşınmazın kendisine verilmesi kararlaştırıldığı halde, ahara olan borçlarından dolayı devredilmediğini ve sonradan kendisine devredilmek üzere kayınpederi olan Zafer`e satış gösterilmek suretiyle intikal ettirildiğini, taşınmazın kendi üzerine geçmesi halinde diğer mirasçıların da kendisine karşı hak talebinde bulunarak bir dava açmayacaklarını ileri sürerek tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Hemen belirtilmelidir ki, olayları bildirmek taraflara, hukuki nitelendirmeyi yaparak buna uygulanacak kanun hükmünü tespit ve tayin ederek uygulamak hakime aittir.
Yukarıda değinilen iddianın ileri sürülüş biçimini ve içeriğine göre taraflar arasındaki çekişmenin inançlı işlemden kaynaklandığı tartışmasızdır.
Bilindiği üzere; böylesine bir iddianın ise 05.02.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca yazılı belge ile kanıtlanması zorunludur.
Ne var ki, böyle bir yazılı belge ibraz edilmediği gibi, hatırlatılan yemin teklifinin de kullanılmadığı dosya kapsamı ile sabittir.
O halde, davanın ispatlanamadığı gözetilmek suretiyle reddine karar verilmesi gerekirken, hukuki nitelendirmede yanılgıya düşülerek davanın kabul edilmesi isabetsizdir.
Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK`nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.01.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yazın

(required)

(gerekli)