Hükümden Önce Son Sözün Sanığa Verilmemesi Mutlak Yasaya Aykırılık Oluşturur

Özet:Hükümden önce son söz, sanığa verilir. Sanık duruşmada hazır ise son söz mutlaka sanığa verilmelidir. Savunma hakkı ile yakından ilgili olan bu usul kuralı buyurucu nitelikte olup uyulmaması mutlak yasaya aykırılık oluşturur. Savunma hakkı, en önemli hak olup hiçbir şekilde kısıtlanamaz. İlk defa hüküm kurulurken geçerli olan bu kural, bozmadan sonra başlayan yargılamada da kamu davasının kesintisizlik ve süreklilik ilkesinin doğal sonucu olarak aynen geçerlidir. Somut olayda, bozmadan sonraki duruşmada; iddia makamının mütalaası alındıktan sonra sanıktan son sözü sorulmadan hüküm kurulmuştur. Yargılamanın son söz sanığa verilmeden bitirimesi usul ve yasaya aykırıdır

YARGITAY CEZA GENEL KURULU
Tarih: 14.10.2008 Esas: 2008/1-29 Karar: 2008/218

– 5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m.216

Sanık Fazıl`ın kasten adam öldürme suçundan 5237 Sayılı Yasanın 81, 21/2, 29 ve 62. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hakkında aynı yasanın 53 ve 63. maddelerinin tatbikine, adam öldürmeye teşebbüs suçlarından ise beraatine, müsadere ve yargılama giderlerine hükmedilmesine ilişkin Ağrı Ağır Ceza Mahkemesi`nce verilen 03.03.2006 gün ve 136-40 sayılı hüküm, sanık müdafii ile katılan sanıklar vekili tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesi`nce 04.05.2007 gün ve 7820-3428 sayı ile;
“Sanığın suça konu silah ile maktulün içinde bulunduğu traktörü hedef alarak ateş etmesi sonucu maktul öldüğüne göre sanığın kasten insan öldürme suçundan cezalandırılması yerine, yazılı şekilde karar verilmesi,” isabetsizliğinden bozulmuştur.
Ağrı Ağır Ceza Mahkemesi`nce 05.07.2007 gün ve 148-186 sayı ile önceki hükümde direnilmiştir.
Bu hükmün de katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C. Başsavcılığı`nın “bozma” istekli 16.01.2008 gün ve 2704 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığı`na gönderilmekle, Ceza Genel Kurulu`nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Yargıtay Ceza Genel Kurulu`nca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, öldürme suçunun olası kastla işlenip, işlenmediğinin belirlenmesi noktasında toplanmakta ise de;
İncelenen dosya içeriğine göre;
05.07.2007 tarihli oturumda Yargıtay bozma ilamı okunup sırasıyla katılanlar vekili, sanık Fazıl, sanık müdafii Avukat A.A.`dan bozma ilamına karşı diyecekleri sorulduktan sonra, sanıktan son söz sorulup sanığın “takdir mahkemenindir” beyanından sonra bu kez iddia makamından bozmaya karşı diyecekleri sorulup, iddia makamının Yargıtay bozma ilamına direnilmesine karar verilmesi mütalaası üzerine hazır bulunan sanıktan son sözü sorulmadan önceki hükümde direnilmek suretiyle duruşmanın bitirildiği anlaşılmaktadır. Yargılamanın son söz sanığa verilmeden bitirilmesi yasaya aykırıdır.
Şöyle ki;
1412 sayılı CYUY`nın 251. maddesine paralel düzenlemeler içeren 5271 sayılı CYY`nın 216. maddesinin son fıkrasında, “Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir” hükmü yer almaktadır. Bu hüküm gereğince katılmış olduğu takdirde duruşma mutlaka son söz sanığa verilerek bitirilecektir. Ceza Genel Kurulu`nun yerleşik kararlarında da vurgulandığı üzere, savunma hakkı ile yakından ilgili bulunan bu usul kuralı buyurucu nitelikte olup uyulmaması yasaya mutlak aykırılık oluşturmaktadır. Ceza yargılamasında sanığın en önemli hakkı savunma hakkı olup, bu hak hiç bir şekilde kısıtlanamaz.
İlk defa hüküm kurulurken “son sözün sanığa verilmesi” kuralı, bozmadan sonra başlayan yargılamada da kamu davasının kesintisizlik ve süreklilik ilkesinin doğal sonucu olarak aynen geçerlidir. Çünkü dava sonuçlanmamış, yargılama devam etmektedir. Bu nedenle, “en son söz”ün sanığa verilmemesi CYY`nın 216. maddesine aykırıdır. Bu hükmün, kovuşturmanın sona erdirilmesi ve hükmün tesis ve tefhimine geçilmesi öncesinde, son konuşan tarafın hazır bulunan sanık olması gerektiği şeklinde anlaşılması gerekmektedir.
Bu itibarla direnme hükmünün öncelikle saptanan bu usuli yanılgı nedeniyle bozulmasına karar verilmelidir
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Yerel mahkeme direnme hükmünün öncelikle saptanan bu usuli yanılgı nedeniyle BOZULMASINA,
2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığı`na tevdiine, 14.10.2008 günü yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yazın

(required)

(gerekli)