Daha Önce Kadastrosu veya Tapulaması Yapılmış Yerlerle İlgili Yanlışlıkla Yapılan İkinci Kadastro Hükümsüz Olup Mülkiyet Hakkı Kazandırmaz

Özet:Davacı Hazine, davalı adına kayıtlı taşınmazın orman sınırı dışına çıkarıldığını iddia ederek tapu kayıtlarının iptali ile adına tescilini; davalı-birleşen davanın davacısı ise, orman sınırlamasının iptali ve 2/B şerhinin kaldırılmasını talep etmiştir. Evvelce tespit, tescil veya sınırlama suretiyle kadastrosu veya tapulaması yapılmış yerler ikinci kez kadastroya tabi tutulmuşsa, ikinci kadastro bütün sonuçları ile hükümsüz sayılır. Dosya kapsamından, uyuşmazlık konusu taşınmazın daha önce kadastrosunun yapıldığı ve orman sınırları içinde kaldığı anlaşılmaktadır. Yanlışlıkla yapılan ikinci kadastro hükümsüz olup mülkiyet hakkı kazandırmaz. Öncesi orman olan taşınmazın özel mülk olarak tapuya tescil edilmesi taşınmazın orman olma vasfını ortadan kaldırmaz.

YARGITAY 20.HUKUK DAİRESİ
Tarih: 10.2.2009 Esas: 2008/15312 Karar: 2009/1992

– 3402 sayılı KADASTRO KANUNU m.12,22
– 6831 sayılı ORMAN KANUNU m.2/B

Taraflar arasındaki tapu iptali tescil ve şerhin silinmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay`ca incelenmesi davacı Hazine ve gerçek kişi vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar
Davacı Hazine vekili, tapuda davalı adına kayıtlı M. Köyü 374 parselin 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığını belirterek taşınmazın tapu kayıtlarının iptali ile Hazine adına tescilini istemiş, davalı ve birleşen davacı da orman sınırlamasının iptali ve 2/B şerhinin kaldırılmasını istemiştir. Mahkemece, tapuda yazılı bir şerh bulunmadığından her iki davanın da hukuki yarar yokluğundan reddine dair verilen karar davacı Hazine ve gerçek kişi vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 2/B madde uygulamasına dayalı tapu iptali tescil ve şerhin silinmesi istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1945 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile 14.04.2004 tarihinde ilan edilip kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması ile 13.02.1974 tarihinde kesinleşen arazi kadastrosu vardır.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın bir bölümünün 1945 yılında kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı ve kesinleşen 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkartıldığı belirlendiği halde, tapu kaydı üzerinde bu konuda şerh bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmişse de delillerin takdirinde yanılgıya düşülmüştür. Öncesi orman olan ve 1945 yılında kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan taşınmazın yörede 1974 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında kadastro ekiplerince yanlışlıkla ve hataen tapuya bağlandığı anlaşılmaktadır. Genel arazi kadastrosunun yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 766 Sayılı Yasanın 48. maddesi ile halen yürürlükte olan 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddesi hükmüne göre “evvelce tespit, tescil veya sınırlama suretiyle kadastrosu veya tapulaması yapılmış olan yerler ikinci bir defa kadastroya tabi tutulmuşsa, ikinci kadastro bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılır” O halde, 1945 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bulunan taşınmazın 1974 yılında yanlışlıkla yeniden kadastroya tabi tutulması yok hükmündedir ve sahibine mülkiyet hakkı kazandıramaz. Oluşturulan tapu kaydı yolsuz tescil niteliğindedir. Böyle bir tapu kaydını edinen kişi MY`nın 1023. maddesinden de yararalanamaz. Kaldı ki, öncesi orman olan taşınmazın özel mülk olarak tapuya tescil edilmesi, o taşınmazın aslında orman olma özelliğini de ortadan kaldırmaz ve Hazine ya da orman yönetimi 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süreye bağlı kalmadan iptal ve tescil davacı açabilir. İdarenin herhangi bir nedenle taşınmazın tapu kaydına bu yönde şerh koydurmamış olması, taşınmazın öncesinin orman olduğu gerçeğini değiştirmez. Bu nedenle mahkemece işin esasına girilerek her iki istem yönünden bir karar verilmesi gerekirken, davanın hukuki yarar yokluğundan reddedilmiş olması isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde gerçek kişiye iadesine 10/02/2009 günü oybirliği ile karar verildi.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yazın

(required)

(gerekli)