Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2002/15-846 E., 2002/907 K.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2002/15-846 E., 2002/907 K. içtihatı

İçtihat özeti: Gayrimenkulün kötüniyetli üçüncü kişiye devrinin iptali

DAVA : Taraflar arasındaki “tasarrufun iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul Asliye 7. Ticaret Mahkemesi’nce davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair verilen 21.12.1999 gün ve 1996/170 – 1999/1383 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili ve dahili davalılar ile bir kısım davalılar vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 10.1.2001 – (10.10.2001) gün ve 2000/3789 – 2001/107 sayılı ilamı ile (“Dava, İİK. 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptaline ilişkindir. Borçlu Ahmet adına tapuda kayıtlı bulunan 38 parseldeki 1/2 hissenin borçlu tarafından annesi Şadiye’ye yapılan satışı İİK’nun 278. maddesi uyarınca mutlak olarak iptale tabi ise de parselle ilgili olarak açılan davada talep aşılarak borçla ilgisi bulunmayan Mehmet’in sattığı 1/2 hissenin de iptal edilmesi doğru bulunmamakta, yine aynı parselin davalılar M. Kemal ile Mustafa’ya satışında değer farkı iptal nedeni olamayacağı ve bu kişilerin borçlunun mal kaçırma amacını bildikleri veya bilmeleri icap ettiği ispatlanmadığından haklarında açılan davanın reddedilmesi, davalı Şadiye’nin ise parselin 1/2 hissesini elden çıkarttığı 4.7.1997 tarihindeki rayiç değeri ile alacak ve fer’ilerini geçmemek üzere borçtan sorumlu tutulması gerekirken tapunun iptaline karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Borçlu Ahmet’in Ayvacık Arıklı Köyündeki 101 ada 5 parsel, 133 ada 6 parsel ve 134 ada 5 ile ilgili taşınmazların davalı M. D.’ye satışlarında da İİK’nun 278. maddesinde belirtilen bedelle arasında fahiş fark oluşmuş ve bu kişinin borçlu Ahmet ile arkadaşlığı da dikkate alındığında söz konusu satışların alacaklıdan mal kaçırma amacıyla yapıldığı anlaşılmıştır. Ne var ki aynı parselleri davalı Muhlis’e ve sonrasında davalılar Asım ve Fahrettin’e satışlarında bu kişilerin mal kaçırma amacıyla hareket ettikleri davacı yanca ispatlanamadığından davalılar Asım ve Fahrettin hakkında açılan iptal davalarının reddine karar verilmesi ve Muhlis hakkında açılan davanın reddedilmesi de sonucu itibarıyla doğru bulunmuştur. Bu nedenlerle mahkemece Ayvacık ilçesi Arıklı Köyündeki 101 ada 5 parsel, 133 ada 6 parsel ve 134 ada 5 parsel ile ilgili olarak bu parsellerin elden çıkarıldığı 24.1.1996 tarihindeki rayiç bedellerinin alacak ve fer’ilerini geçmeyecek şekilde davalı M. D.’den tahsil olunarak davacıya tediyesine karar verilmelidir. Belirtilen sebeplerle karar bozulmalıdır”) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda kısmen direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibarıyla HUMK’nun 2494 Sayılı Yasa ile değişik 438/II. fıkrası hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verilip dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, İİK 277 ve sonraki maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

Mahkemenin 1996/170 esas sayılı asıl dosyası, İstanbul Asliye 6. Ticaret Mahkemesi’nin 1996/1110 sayılı ve İstanbul Asliye 3. Ticaret Mahkemesi’nin 1997/137 esas sayılı dosyaları ile birleştirilerek dava incelenip sonuçlandırılmıştır.

Yerel mahkeme, asıl dosyada ve birleştirilen 1996/1110 esas sayılı dosyada; davanın kabulüne, birleştirilen 1997/137 esas sayılı dosyada ise davanın reddine, verilen ihtiyati tedbir/ihtiyati haciz kararlarının aynen devamlarına karar vermiştir.

Davacı vekili ile dahili davalılar M. Kemal, Mustafa ve davalılar Şadiye, Ahmet, Asım, Fahrettin vekillerinin temyizi üzerine yüksek özel daire; yukarıda açıklanan gerekçelerle hükmün temyiz eden davalılar Şadiye, M. Kemal, Mustafa, Asım ve Fahrettin yararlarına BOZULMASINA, davacı banka ile davalı M. D.’nin tüm, davalı Şadiye’nin ise sair temyiz itirazlarının reddine, oybirliğiyle karar vermiştir.

Davacı vekilinin (Şadiye üzerindeki 1/2 paya mahkemece konulan ihtiyati haciz nedeniyle davalı M. Kemal ve Mustafa’nın iyi niyetli kabul edilemeyecekleri gerekçesiyle) karar düzeltme istemi yüksek özel dairece 28.5.2001 gün ve 2001/2381 2839 sayılı ilamla esastan incelenerek reddedilmiştir.

Alacaklının davalı borçludan, acize bağlanan ve icra takibine konu alacağının bulunduğu, tasarrufun borcun doğumundan sonra yapıldığı ve davanın süresinde açıldığı uyuşmazlık konusu değildir.

Asıl davada sadece borçlunun annesine satışı ve onun da eldeki dava sırasında, bu dava nedeniyle konulan tapudaki şerhe rağmen üçüncü kişilere satışına yönelik hükümde direnilmiş, diğer bozma nedenlerine ise uyulmuştur.

Buna göre;

1. Davalılar Şadiye ve Ahmet vekilinin temyiz itirazları yönünden; mahkemece Çanakkale Ayvacık ilçesindeki dava konusu taşınmazlar yönünden ve dava dışı Mehmet tarafından davalı Şadiye’ye hibe edilen Üsküdar-Kuzguncuk 577 ada 38 parseldeki 1 /2 pay yönünden daire bozmasına açıkça uyulmuş olduğundan ve hükmüne uyulan bozma doğrultusunda karar verildiğinden, ortada varlığından söz edilebilecek direnme kararı mevcut olmayıp, yeni bir hükmün varlığının kabulü gerekir. Şu durumda adı geçenlerin hükmün bu kısmına yönelik temyiz itirazlarının özel dairesince incelenmesi gerekir.

2. Dahili davalı Mustafa vekilinin temyizine gelince;

Davacı/alacaklı banka vekili 1996/170 esas sayılı dosyada 12.2.1996 tarihli dava dilekçesinde; alacağın tahsilini güçleştirmek amacıyla yapılan, borçlu/davalı Ahmet’in annesi Şadiye lehine Üsküdar-Kuzguncuk’taki tapunun 111 pafta, 577 ada, 38 parselde kayıtlı taşınmazın 8.1.1996 tarihindeki devrine ilişkin tasarruf ile borçlu/davalı Ahmet’in davalı M. D. lehine Çanakkale, Ayvacık ilçesi, Arıklı Köyü 101 ada, 5 parselde kayıtlı taşınmazın 10.000.000.- TL, Çanakkale, Ayvacık ilçesi, Ahmetçe Köyü, 133 ada 6 parselde kayıtlı taşınmazın 17.000.000.- TL, Çanakkale, Ayvacık ilçesi, 34 ada, 5 parselde kayıtlı taşınmazın 17.000.000 TL bedellerle devrine ilişkin tasarrufların, İstanbul 6. İcra Müdürlüğü’nün 1996/618 esas sayılı dosyası ile takip konusu yapılan 16.227.187.500.- TL alacak ve ferileri için iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar Ahmet ve Şadiye vekili 7.3.1996 tarihli cevap dilekçesinde; Üsküdar’daki dava konusu yapılan taşınmazın miras yolu ile intikal etmiş olup, Şadiye’nin mirastan oğlu yararına vazgeçmesi nedeniyle oğlunun da bunun karşılığında taşınmazı annesine hibe ettiğini, mal kaçırma kastı olmadığını ve davanın yersiz açıldığını belirterek reddini savunmuştur.

Üsküdar 1. Bölge Kuzguncuk Caddesi, Tahtalıbostan 111 pafta, 577 ada, 38 parsel 586 m2 yüzölçümlü kargir apartmanın 1/2 hisse maliki davalı borçlu Ahmet tarafından 8.1.1996 tarih, 152 yevmiye ile payının tamamını annesi Şadiye’ye hibe edilmesine ilişkin tasarrufunun iptali bu davanın esasını teşkil etmektedir.

Mahkemece, dava dilekçesindeki davacı talebi üzerine 14.2.1996 tarihinde 697 yevmiye nolu ihtiyati tedbir şerhi konulmuş ve devamında da 15.2.1996 tarih, 1996/170 sayı ile dava konusu bu parsel için 16.227.187.500.- TL için ihtiyati haciz kararı verilmiştir. Tapuda da İstanbul 6. İcra Müdürlüğü’nün 1996/618 sayılı dosyası üzerinden 1.3.1996 tarihinde 873 yevmiye ile bu ihtiyati haciz işlenmiştir. Yine Üsküdar 1. İcra Müdürlüğü’nün 24.12.1996 gün ve 1996/106 Tal. (İstanbul 6. İcra Müdürlüğü’nün talimatı) sayılı yazısına dayanılarak 25.2.1996 tarih 6386 yevmiye ile yan hissesinde haciz şerhi vardır.

Davalı ve aynı zamanda diğer davalı borçlunun annesi Şadiye davanın ve konulan haciz ve tedbirin varlığına rağmen davanın devamı sırasında bu taşınmazı (dolayısıyla da borçludan aldığı 1/2 hisseyi) 4.7.1997 tarihinde 3300 yevmiye numarası ile 4.325.000.000.- TL bedelle eşit paylara malik olmak üzere M. Kemal ve Mustafa’ya satmıştır. Akit tablosunda işlem tarihinde tapuda bulunan haciz şerhi ve tedbirler açıkça gösterilmiş, alıcılar bunlarla yükümlü olarak taşınmazı almışlardır.

Mahkemenin 8.6.1998 tarihli kararıyla da aynı taşınmaz üzerine yine ihtiyati tedbir konulmuş, satın alan M. Kemal ve Mustafa 24.11.1998 tarihinde davaya dahil edilmişlerdir.

Davaya cevap veren Mustafa vekili dosyada aciz vesikası bulunmadığı vs. usule ilişkin cevaplarını bildirmiş, aşamalardaki beyanlarında davanın reddini savunmuş, diğer davalı ise cevap vermemiş ve delil bildirmemiştir.

Yerel mahkemece, davaya konu yapılan 38 parsel sayılı taşınmazın 1/2 hissesi borçluya ait olmayıp dava dışı Mehmet’e ait iken Şadiye’ye hibe yolu ile geçtiğinden bu taşınmazla ilgili hüküm yönünden ve birleşen davalara yönelik olarak bozmaya uyulmuş, ancak “Dava konusu yapılan taşınmazın Şadiye tarafından M. Kemal ile Mustafa’ya satışında doğrudan borçludan taşınmazın satın alınma durumu söz konusu olmadığı için değer farkı iptal nedeni olmayacağı da kuşkusuzdur. Mahkememiz malikler M. Kemal ve Mustafa’nın taşınmazı mal kaçırma amacını bildikleri veya en azından bilmeleri icap ettiği halde satın aldıkları kanısındadır. Davaya konu yapılan 38 parsel sayılı taşınmazdaki 1/2 hisse üzerine davanın açılmasından sonra mahkememizce ihtiyati haciz konulmuş ve bu haciz tapu kaydına şerh verilmiştir. Taşınmazın mahkememiz dosyası üzerinden tapu siciline şerh verilmekle, taşınmaz üzerinde sonradan iktisap olunan her nevi hakların sahiplerine karşı da ileri sürülebilir. …Tapu kaydına verilen bu şerhten sonra taşınmazdaki hisseleri satın alan M. Kemal ve Mustafa’nın mal kaçırma amacını bilmedikleri ileri sürülemez.” gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir.

Borçlu davalı Ahmet’in annesi diğer davalı Şadiye’ye bağış tasarrufunun İİK’nun 278. madde uyarınca iptale tabi olduğu hususu uyuşmazlık konusu olmayıp, mahkeme ve özel dairenin kabulündedir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davalı borçlunun Üsküdar’da bulunan taşınmazın 1/2 hissesini annesine bağışlamasından sonra annesinin de tapudaki şerhe rağmen üçüncü kişilere satışına ilişkin tasarrufların iptalini gerektirir yasal şartların bulunup bulunmadığı; sonuçta bu hisseyi elinden çıkartan Şadiye’nin nakden sorumluluğuna mı yoksa tapudaki şerhe rağmen ve davanın devamı sırasında satın alan üçüncü kişiler yönünden tasarrufun iptaline mi, karar verilmesi gerektiği noktasındadır.

Bilindiği üzere İcra ve İflas Kanunu’nda “İptal Davasında Davalı” başlıklı 282. maddesinde “İcra ve İflas Kanunu’nun 11. babındaki iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Bunlardan başka, kötü niyet sahibi üçüncü şahıslar aleyhine de iptal davası açılabilir. İptal davası iyi niyetli üçüncü şahısların haklarım ihlal etmez.” hükmüne yer verilmiştir.

İptal davalarında yargılama usulünü düzenleyen âynı yasanın 281. maddesinde “Mahkeme, iptal davalarını basit yargılama usulü ile görüp hükme bağlar ve bu davalara müteallik ihtilafları hal ve şartları göz önünde tutarak serbestçe takdir ve halleder. Hâkim, iptale tabi tasarrufların konusu olan mallar hakkında alacaklının talebi üzerine ihtiyati haciz kararı verebilir. Teminatın lüzum ve miktarı mahkemece takdir ve tayin olunur. Şu kadar ki davanın elden çıkarılmış mallar yerine kaim olan kıymete taalluku halinde, teminat göstermeksizin ihtiyati haciz kararı verilemez…” denilmektedir.

Davacı alacaklının dava dilekçesindeki talebi üzerine önce İİK. 281. maddesi gereğince iptale tabi tasarrufa konu taşınmazlar üzerine ihtiyati haciz konulmuş ve dava dosya numarası da belirtilerek tapuya bu haciz işlenmiş ve haciz öncesinde de tedbir uygulanmıştır. Bu husus taşınmazın davalı Şadiye’nin dahili davalılara satışına ilişkin akit tablosunda ve tapu kaydında açıkça bellidir. Artık burada satışla gerçek değer arasında fahiş fark bulunmadığı için tasarrufun iptale konu olamayacağı düşünülemez. Yukarıda açıkça ifade edildiği üzere İİK 282. maddesi “kötü niyet sahibi üçüncü şahıslar aleyhine de iptal davası açılabileceği” hükmünü amirdir. Dava devam ederken ve alacaklının koydurduğu tedbir ve ihtiyati haciz tapu kaydında mevcut iken ve yine bu bilgiler satışa ilişkin akit tablosunda açıkça belirtilmişken davalı üçüncü kişilerin taşınmazın ve borçlunun durumunu, kendilerine satan kişinin borçlunun annesi olduğunu bilmediklerini kabule olanak yoktur. İİK’nun 281. maddesi uyarınca iptal davası için özel olarak getirilmiş olan ihtiyati haciz talep edebilme olanağı ve hacze ilişkin karar sadece alacaklının o malı satışa çıkarabileceğinin bilinmesi anlamında değil, aynı zamanda 15.2.1996 günlü 1996/179 sayılı ihtiyati haciz kararında da açıkça vurgulandığı üzere taşınmazın başkalarına devir ve ferağının da önlenmesine yönelik bir tedbir anlamındadır. Durum böyle olunca davalı M. Kemal ve Mustafa’ nın bu şerhe rağmen taşınmazı satın almakla borçlunun mal kaçırma amacını bildikleri ya da bilebilecek durumda oldukları ve bunun sonuçlarına katlanmaları gerektiği kabul edilmelidir. Kötü niyetli üçüncü kişi lehine yapılan tasarruf bu nedenle İİK 277 vd maddeleri gereğince iptale tabidir.

Açıklanan nedenlerle mahkeme karan usul ve yasaya uygun olup onanması gerekir.

SONUÇ : 1. Yukarıda 1. maddede açıklanan nedenlerle davalı Şadiye ve Ahmet vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 15. Hukuk Dairesine gönderilmesine,

2. Dahili davalı Mustafa vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile yukarıda 2. maddede açıklanan nedenlerle direnme kararının ONANMASINA, 13.11.2002 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yazın

(required)

(gerekli)