Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2008/1500 E., 2008/2855 K.

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2008/1500 E., 2008/2855 K.

İçtihat Özeti: Genel arazi kadastrosundan önce yapılan orman kadastrosu kesinleşmiş, kesinleşen kadastronun tapu kütüğüne aktarılması amacıyla taşınmaza ada ve parsel numarası verildiğine göre, kesinleşen kadastronun tapuya tescil edilmemiş olması kadastro mahkemesinde dava açma hakkı vermez.

İçtihat Metni:

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacı, kadastro sırasında 776.04 m2 yüzölçümüyle adına tespit edilen K… Köyü 108 ada 1 sayılı parselin zeminde 19.000 m2 olarak kullandığı halde, büyük bir bölümünün bitişikteki orman niteliği ile Hazine adına tespit edilen parsel içinde bırakıldığını iddia ederek ve Hazine ile Orman Yönetimi’ne husumet yönelterek dava açmıştır. Mahkemece, orman parseli hakkında kadastro tespit tutanağı düzenlenmediğini, daha önce yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun 3402 sayılı Yasa’nın 22/5. maddesi gereğince tapu kütüğüne aktarılması işlemi yapıldığını, taşınmazın kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.

İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre, dava konusu taşınmazın kesinleşen, ancak henüz tapuya tescil edilmeyen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı ve kadastro tespit tutanağı düzenlenmediği, kesinleşen orman sınırları içinde olması nedeniyle 3402 sayılı Yasa’nın 22/5. maddesi gereğince tapu kütüğüne aynen aktarılması amacıyla ada ve parsel numarası verildiği anlaşılmaktadır. 3402 sayılı Yasa’nın 26/4. maddesinde “kadastro mahkemesinin yetkisi her taşınmaz hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlar/’ hükmü bulunmaktadır. 6831 sayılı Yasa hükümlerine göre orman kadastrosu yapılması halinde; aynı Yasa’nın 11/1. maddesi hükümlerine göre orman sınırı içine alınan, yani hakkında orman kadastro tutanağı düzenlenen taşınmazlar hakkında hak sahibi gerçek ve tüzel kişiler, bu yerin orman olmadığı iddiası ile orman sınırları dışında bırakılan taşınmazlar hakkında da o yerin orman olduğu iddiası ile Orman Yönetimi tarafından altı aylık askı ilan süresi içinde kadastro mahkemesine dava açabilirse de, somut olayda genel arazi kadastrosundan önce yapılan orman kadastrosu kesinleşmiş olduğu, 3402 sayılı Yasa’nın 22/5. maddesi gereğince kesinleşen orman kadastrosunun tapu kütüğüne aktarılması amacıyla, taşınmaza ada ve parsel numarası verildiğine göre, kesinleşen orman kadastrosunun halen tapuya tescil edilmemiş olması kadastro mahkemesinde dava açma hakkı vermeyeceği, 6831 sayılı Yasa’nın 11/1. maddesi gereğince tapulu taşınmazlar hakkında 10 yıllık hak düşürücü süre içinde genel mahkemede davanın görülebileceği, tapu kaydına dayanılmaması halinde orman kadastrosunun kesinleştiğinin takdiri genel mahkemeye ait olacağı (HGK’nın 28.11.2007 gün ve 20-909/891 S.K.) gözönünde bulundurularak, mahkemenin görevsizliğine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek orman kadastrosunun kesinleştiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Yusuf’un temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan hükmün (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 25.02.2008 günü oybirliği ile karar verildi.

Yorumlar

Söz konusu davada, orman kadastrosunun arazi kadastrosundan önce kesinleştiği görülmektedir. Ancak ilk orman kadastrosunun yapıldığı tarih verilmemiştir. Şayet ilk orman kadastrosu çok eskiye ait ise, şu an mevcut orman sınırları, bu ilk orman tahdidinin aplikasyonu sonucu belirlenen sınırlardır. Eski tahdidin aplikasyonlarında ise(Orman kadastro komisyonları veya orman Bilirkişileri tarafından) çok fahiş hatalar yapılmaktadır. Yani orman idaresinin şu anda dava konusu yer ile ilgili geçerli olduğunu iddia ettiği orman sınırı, gerçek orman sınırı olmayabilir. Özellikle haritacılık ve aplikasyon konularında Uzman bir orman mühendisinin yapacağı incelemeden sonra, aplikasyonun hatalı olduğu sonucuna varılırsa, davacı tarafın yeniden dava açma hakkı doğar. Bu hakkın kullanılmasında süre sınırı yoktur. (Maddi hataya dayalı bilgi ve belgeler üzerine kurulan Mahkeme-Yargıtay kararları geçersizdir. )

Yorum Yazın

(required)

(gerekli)