Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2008/1302 E., 2008/3731 K.

Yargıtay 20.Hukuk Dairesi 2008/1302 E.,2008/3731 K.

İçtihat Özeti: Hak düşürücü süre ile mülkiyet hakkı değil, hak arama özgürlüğü belli bir süre ile sınırlandırıldığı, bu sürelerin kamu düzenini ilgilendirdiğinden mahkemelerce kendiliğinden dikkate alınması gerektiği, bir davada hak düşürücü süre varsa işin esasının incelenemeyeceği, kadastrodan önceki tapu kaydı ya da kesin hükmün tartışma konusu yapılamayacağı gözetilmelidir.

 
İçtihat Metni :

Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda; davanın reddi yolunda kurulan 10.07.2006 günlü hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı E.T.. vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 27.03.2007 günü için yapılan tebligat üzerine, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki eksiklikler nedeniyle dava dosyası mahkemesine iade edilip tamamlattırıldıktan sonra tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

Davacı E.T… vekili, 03.09.2004 tarihli dava dilekçesi île Milas Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açtığı davada; Milas İlçesi, Kıyıkışlacık Köyü, Zindaf Çanacık mevkiinde bulunan taşınmazın 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılanması Hakkındaki Yasa gereğince oluşan tapu kaydı kapsamında kaldığı halde, 25 nolu Orman Kadastro Komisyonunca 1985 yılında orman kadastro sınırları içine alınmasının doğru olmadığını ileri sürülerek, zeytincilik tapusu kapsamında kalan yerin orman sınırları içine alınması isteminin iptalini istemiştir.

Mahkemece, 6831 sayılı Yasa’nın 11. maddesi gereğince tapulu taşınmaz maliklerine orman kadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanak ve kararlara karşı askı ilan tarihinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açma hakkı tanındığı, davacı tarafça belirtilen bu sürenin geçirilmiş olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1985 yılında 6831 sayılı Yasa’ya göre orman kadastrosu ile aynı Yasa’nın 3302 sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulama çalışmaları birlikte yapılmış, 06.10.1987 tarihinde ilan edilerek 06.04.1988 tarihinde kesinleşmiştir.

Davacı, Medeni Yasa’ya göre mülkiyet hakkının bütün ayni haklar gibi, hak düşürücü süreye bağlı olmadığı ileri sürülerek dava konusu taşınmazı içine alan orman kadastrosunun iptali istenmekte ise de, dosya içeriğinden çekişmeli taşınmazı orman sınırları içine alan orman kadastro çalışmasının 2896 sayılı Yasa’nın yürürlüğü sırasında yapılıp askı ilanının 3373 sayılı Yasa’nın 28.05.1987 tarihinde yürürlüğe girdiği tarihten sonra 06.10.1987 tarihinde İlan edilerek kesinleştiği, Hukuk Genel Kurulu’nun 11.03.1992 gün ve 1991/14-253-170 sayılı kararında da kabul edilen ilkeye göre, ilan; işin esası değil sonucunun duyurulması olduğundan, 3373 sayılı Yasa’nın yürürlüğünden önce yapılan, ancak bu yasanın yürürlüğü sırasında ilan edilen orman kadastro İşlemlerine karşı 3373 sayılı Yasa ile tapulu taşınmazlar için getirilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı, kaldı ki; ilan ve dava tarihine göre 10 yıllık sürenin dahi geçirilmiş olduğu, orman kadastrosunun kesinleştiği, yine Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.1996 gün ve 1995/20-1086-174 sayılı kararında kabul edildiği gibi, hak arama özgürlüğünün sınırsız olarak kabulü kamu düzenini aksi yönde etkileyeceği, hak düşürücü süre ile mülkiyet hakkı değil, hak arama özgürlüğü belli bir süre ile sınırlandırıldığı, bu sürelerin doğrudan doğruya kamu düzenini ilgilendirmeleri nedeniyle davanın hangi aşamasında olursa olsun dava engellerinden olması nedeni ile mahkemelerce kendiliğinden ilk önce incelenmesi gerektiği, bir davada hak düşürücü süre varsa dava dinlenemeyeceğinden işin esasının incelenemeyeceği ve kadastrodan önce var olan tapu kaydı ya da kesin hükmün tartışma konusu yapılamayacağı, zeytincilik tapusuna dayanılarak yasanın öngördüğü süre içinde orman kadastrosuna itiraz edilmesi gerektiği, aksi takdirde zeytincilik tapusunun ya da başka bir tapu kaydının veya kesin hükmün bulunması, orman kadastrosunun kendiliğinden geçersiz olması sonucunu doğurmayacağı gözönünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davacının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün (ONANMASINA) ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenen 500.00 YTL vekalet ücretinin davalıdan alınarak Orman Yönetimi ve Hazineye ayrı ayrı verilmesine, onama haranın temyiz edene yükletilmesine 11.03.2008 günü oybirliği ile karar verildi.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yazın

(required)

(gerekli)