Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2003/5445 E., 2004/1483 K.

T.C. YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2003/5445
Karar No: 2004/1483
Tarih : 19.2.2004

İçtihat konusu: Tescilli Markanın Hükümsüzlüğü Davası

Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 8.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.12.2002 tarih ve 2002/156 – 2002/658 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davalılar vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 17.02.2004 günde davacı avukatı ile davalı avukatı gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Verda Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, müvekkilinin televizyon yayıncılığı ve benzeri alanlarda faaliyet gösterdiğini ve bu alanda ülkenin en büyük ve en tanınmış kuruluşu olduğunu, “Show Tv” markasının müvekkili adına tescilli olup, bu firma ile özdeşleştiğini, toplumda belirli bir tanınmışlık düzeyi ve ayırt edici niteliğe sahip iken davalı şirketin “Showtime” ibaresini aynı hizmet sınıfında tescil ettirmek için davalı Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı nezdinde tescil isteminde bulunduğunu, davalı Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı’na yaptıkları itirazın nihai olarak reddedildiğini, oysa markaların ayırt edilemeyecek kadar birbirine benzediği gibi, kapsadıkları hizmetlerin de ayniyet arzettiğini, müvekkile ait marka ile tescili istenen markanın halk tarafından karıştırılmamasının olanaksız olduğunu, davalının müvekkilinin yıllardır emek harcayarak sağladığı itibar ve tanınmışlıktan haksız olarak yararlanacağını, müvekkilinin 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin korumasından yararlanması gerektiğini ileri sürerek, davalı Enstitü’nün itirazın reddine ilişkin 10.12.2001 tarih ve M-2066 sayılı kararının iptalini, davalı şirketin marka başvurusunun reddi ile davalı adına tescil edilen markanın hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.

Davalı Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı vekili, diğer davalı adına marka tescil işleminin tekemmül edip, markanın tescil edildiğini, bu aşamada kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, her iki marka arasında benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Diğer davalı vekili, müvekkili şirketin ABD’nin Delawear eyaleti kanunlarına göre kurulan bir şirket olduğunu, “Showtime” markasını 11.10.1977 tarihinde 38 ve 41 nci sınıflarda tescil ettirdiğini, ayrıca dünyanın birçok ülkesinde tescili bulunduğunu, TV yayınlarının dünyanın birçok ülkesinde tüketicinin hizmetine sunulduğunu 15.01.2001 tarihinde Digiturk tarafından uydu aracılığı ile Türkiye’de yayınlandığını, müvekkilinin ABD’de eğlence sektöründe lider durumda olduğunu, her iki markanın ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadığını, her iki TV kanalının halka sunuluş şeklinin farklı olduğunu, ikisinin ortak özelliği bulunmadığını, ayrıca müvekkilinin Paris Sözleşmesi’nin 1 nci mükerrer 6 ncı maddesi korumasından yararlanması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, taraflarca sunulan kanıtlar ve yaptırılan bilirkişi incelemesine göre, davacı adına tescilli “Show TV” ile davalı şirketin tescil başvurusunda bulunduğu “Showtime” markalarının her iki şirket tarafından aynı hizmet dalında kullanıldığı, davalının Showtime markasında bulunan “Show” kelimesinin davacının “Show” kelimesi ile aynı olduğu, davacı markasına eklenen “TV”ile davalı markasına eklenen “Time” harf ve kelimesinin eklenmesi ile iltibasa neden olunup olunmayacağı hususunun uyuşmazlığın asıl konusunu oluşturduğu, davacının “Show TV” markasının 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca tescilli olup, koruma altında olduğu, vurgu ve kısmen görüntü olarak bile iltibas yaratabileceği açıkça anlaşılan davalı markasının Paris Sözleşmesi hükümlerine göre koruma altında olmasının davanın reddine neden olmayacak asli unsur olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davalı Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı YİDK’nun 10.12.2001 tarih ve M-2066 sayılı kararının iptaline, davalı şirketin markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.

Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.

1-Dava, tescilli markanın hükümsüzlüğünün tesbiti istemine ilişkindir.

Davacı vekili, davalı adına tescil edilen “Showtime” markasının müvekkili adına tescilli “Show TV” markası ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, aynı hizmet sınıfında tescil edilmesi nedeniyle halk tarafından karıştırılacağını ve davalının müvekkilinin itibarı ile tanınmışlığından yararlanacağını iddia ederek davalı markasının hükümsüzlüğünün tesbiti isteminde bulunmuştur. Davalı Showtime Net.Inc. vekili, müvekkiline ait “Showtime” markasının ABD’de 11.10.1977 tarihinden beri tescilli olduğu gibi, başka ülkelerde de tescilli olduğunu ve Dünya’nın pek çok ülkesinde yayın yaptığını, belirli bir tanınmışlık düzeyinde bulunduğunu bu nedenle Paris Sözleşmesi’nin 1 nci mükerrer 6 ncı maddesinin korumasından yararlanması gerektiğini ve ayrıca iki markanın ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadığını savunmuştur. Mahkemece, davacı tescilinin daha önce olduğu ve her iki markanın birbirine çok benzediği gerekçesiyle, davalı Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı kararının iptali ve davalı şirketin markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.

Oysa, dava, markanın hükümsüzlüğünün tesbitine ilişkin olduğuna ve davalı Showtime Net.Inc. vekili, tanınmışlık savunmasında bulunduğuna göre, mahkemece öncelikle çözümlemesi gereken uyuşmazlık, tanınmış marka niteliğini kazanmış yurt dışında tescilli bir markanın Türkiye’de tescil edilebilmesi için benzer nitelikteki markanın Türkiye’de tescilli olması halinde marka sahibinin tescilli bu markanın terkinini istemeden kendi markasını tescil ettirip, ettiremeyeceği ve tanınmışlık olgusunun savunma olarak ileri sürülüp sürülemeyeceği hususlarıdır.

Konu ile ilgili 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 7 nci maddesinin son fıkrası, bir marka tescil tarihinden önce kullanılmış ve tescile konu mallar veya hizmetler ile ilgili olarak bu kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazanmış ise, aynı maddenin ( b )bendindeki aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetle ilgili olarak tescil edilmiş veya daha önce tescil başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar aynı olan marka bulunduğundan bahisle tescil isteminin redolunamayacağı hükmünü içermektedir. Diğer bir deyişle,böyle bir halde yasa koyucu, ayırt edici nitelik kazanmış bir marka sahibine önceki benzer tescilli markanın terkinini istemeden bu markayı tescil ettirebileceğini öngörmüş bulunmaktadır.

Ayırt edici nitelik kazanmış markalar bakımından getirilen bu özellik, Paris Sözleşmesi’nin 1 nci mükerrer 6 ncı maddesi hükmü uyarınca sözleşmeye dahil tüm ülkelerde üstünlük tanınmış bulunan “tanınmış marka”ya evleviyet ilkesi uyarınca tanınması gerekir. Çünkü, doktrinde de değinildiği üzere, “556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, kazanılan ayırt edici nitelik dolayısı ile piyasada aynı veya benzer markanın varlığından rahatsızlık duymamakta, kazanılan ayırt edici niteliğin birden ziyade aynı veya benzer marka arasındaki karıştırılma riskini ortadan kaldırılacağını kabul etmekte…”dir. ( Bkz.Prof.Dr.Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, Güncelleştirilmiş 2.Basım 2002, sh.354 vd. )Aynı ilkelerin tanınmış markaya da,tanınmış olması halinde, tanınmış marka sahibinin, kendinden önce tescilli markayı terkin ettirme yoluna gitmeden kendi markasının tescilini isteyebilmelidir. Böyle bir halde, tanınmış marka sahibine terkin davası açma yükümlülüğü getirilmemelidir ( 11. HD.26.05.2000 gün ve 2000/2762-4717 sayılı kararı ).

Somut olayda, davalı Türkiye’de marka tescil isteminde bulunurken tanınmışlık olgusuna dayanmamış ise de, kendisine karşı açılan eldeki hükümsüzlük davasında markanın tanınmışlığını savunduğuna göre, mahkemece Paris Sözleşmesi’nin 1 nci mükerrer 6 ncı maddesi hükmü anlamında tanınmışlığı savunma olarak ileri sürebileceği kabul edilerek, davalı tarafın tanınmışlık konusundaki kanıtlarının nelerden ibaret olduğu sorularak bu hususta kendisine ispat hakkı tanınmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçe ile hükümsüzlük davasının kabulü doğru görülmemiş ve kararın davalı Showtime Net.Inc. yararına bozulması gerekmiştir.

2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı Başkanlığı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda ( 1 )No’lu bentte açıklanan nedenlerle, kararın davalı Showtime Net.Inc. yararına BOZULMASINA, ( 2 )No’lu bentte yazılı nedenlerle, davalı Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, takdir edilen 375.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalı Showtime Net Inc.’e verilmesine, 19.02.2004 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yazın

(required)

(gerekli)