Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 1984/4029 E., 1984/4214 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 1984/4029 E., 1984/4214 K.

İÇTİHAT ÖZETİ : Geriye ciro ile bir senedi iktisap eden kimse kendisinden önce gelen müteselsil borçlulara kural olarak müracaat edebilirse de, bunlardan birisinin sonradan kendisine müracaat hakkının mevcut olması halinde, bu kişiden senet bedelini istemesi ( Geri verilmesi gereken bir şeyi talep eden kimse kötü niyetle hareket eder ) kuralı gereğince MK.nun 2. maddesine aykırı olmakla kanun tarafından himaye göremeyeceğinden davacının isteğinin bu nedenle kabulü gerekir.

DAVA : N. ile E. arasında çıkan davadan dolayı Üsküdar Üçüncü Asliye Hukuk Hakimliği`nce verilen 30.12.1983 gün ve 687-829 sayılı hükmü bozan dairenin 27.4.1984 gün ve 2252-2485 sayılı ilamı aleyhinde davacı avukatı tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla; dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı, hakkında takip yapan davalı hem bononun lehdarı, hem de son hamili olduğu, kendisinin de ciranta olduğu, bu durumda kendisinin bu bono ile hem borçlu hem de ondan alacaklı olması nedeniyle ve takas ve mahsup sebebiyle borçlu olmadığının tesbitini istemiş, mahkemece dava reddedilmiş, hüküm Dairemizin 1984/2252-2485 sayılı ve 27.4.1984 günlü kararıyla ve hamilin cirantaya müracaat edebilmesinin TTK.nun 642. maddesi gereğince protesto keşidesine bağlı olduğu bu yönün araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği, gerekçesiyle bozmuştur.

Davacı gerekçe yönünden ve esastan karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

Davalı E. bononun lehdarı ve bono iki ciro gördükten sonra, son hamilidir. Davacı ise davalı lehdarın ciro ettiği ilk cirantadır. Davacı ciranta N. senedi M. adlı dava dışı kişiye, o da davalı lehdar E.`e ciro ( geriye ciro ) etmiştir.

Senedin lehdarı ve son hamili durumundaki davalı E. davacı ilk ciranta N. hakkında icra takibine geçmiş, adı geçen N. da işbu dava ile hamil davalının lehdar sıfatına dayanarak ve kendisinin de ilk ciranta olması sebebiyle lehdar davalıdan senet bedeli kadar alacaklı olduğunun tesbiti ve bu alacağın davalıya olan borcu ile takas ve mahsubu ile davalıya borçlu olmadığının tesbitini ( menfi tesbit ) istemiştir.

İlk önce bu safhada davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı hususu üzerinde durulmalı, sonra takas ve mahsup konusuna girilmelidir. Zira BK.nun 118/1. maddesi gereğince takasın mümkün olabilmesi için iki kişinin karşılıklı bir miktar meblağı birbirine borçlu bulunmaları ve bu borçların muaccel olmaları gerekmektedir. Davacı ciranta alacaklı olmuş mudur?

TTK.nun 636. maddesine göre bir poliçeyi keşide, kabul, ciro eder veya o poliçeye aval veren kişiler hamile karşı müteselsil borçlu sıfatıyla mesul olup hamil bunların sıraları ile bağlı olmaksızın her birine yahut bunlardan bazıları yahut hespine birden müracaat edebilir. Yine aynı maddenin 3. fıkrası gereğince, poliçeden dolayı taahhüt altına girmiş olup da, poliçeyi ödemiş bulunan herkes aynı hakkı kullanabilir yani kendisinden önce gelen ( TTK. 638 ) borçlulardan ( ciranta, lehdar, keşideci ) ödemiş olduğu meblağı ve sair hususları isteyebilir.

Bu hükümler gereğince, kendisine başvurulan kişinin senet dolayısıyla kendisinden önce gelen kişilerden alacaklı durumuna girebilmesi için senet bedelini ödemiş bulunması gerekmektedir. Oysa davacı henüz senet bedelini ödemediği cihetle senede dayalı bir alacağı henüz doğmamıştır, diğer bir deyimle davacının henüz kendisinden önceki borçlulara rücu edebileceği muaccel bir alacağı mevcut değildir. O halde, davacının davalıdan henüz muaccel olmuş bir alacağı mevcut bulunmadığından takas ve mahsup da söz konusu olamaz.

Ancak, geriye ciro ile bir senedi iktisap eden kimse kendisinden önce gelen müteselsil borçlulara kural olarak müracaat edebilirse de, bunlardan birisinin sonradan kendisine müracaat hakkının mevcut olması halinde, bu kişiden senet bedelini istemesi ( dolo, facit gui, petit guod redditurus eçt = Geri verilmesi gereken bir şeyi talep eden kimse kötü niyetle hareket eder ) kuralı gereğince MK.nun 2. maddesine aykırı olmakla kanun tarafından himaye göremeyeceğinden ( Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, 1976, sh. 337 – Türk Hukuk Lugatı, sh. 561 ) davacının isteğinin bu nedenle kabulü gerektiği, gerekçesiyle hükmün bozulması gerekirken, her nasılsa başka nedenlerle bozulmuş olması karşısında davacının karar düzeltme istemi HUMK.nun 440.maddesine uygun bulunmuştur.

SONUÇ : Davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile, dairemizin 84/2252- 2485 sayılı ve 27.4.1984 günlü bozma kararının kaldırılmasına ve hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28.9.1984 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yazın

(required)

(gerekli)