<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İçtihatlar &#187; Yargıtay 20.Hukuk Dairesi</title>
	<atom:link href="http://www.ictihatlar.info/emsal/20hd/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ictihatlar.info</link>
	<description>Içtihat Bankası. Anayasa Mahkemesi, AHIM, Danıştay ve Yargıtay içtihatları.</description>
	<lastBuildDate>Fri, 12 Mar 2010 19:36:16 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2002/7463 E., 2002/8986 K.</title>
		<link>http://www.ictihatlar.info/20hd/yargitay-20-hukuk-dairesi-20027463-e-20028986-k/</link>
		<comments>http://www.ictihatlar.info/20hd/yargitay-20-hukuk-dairesi-20027463-e-20028986-k/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Dec 2008 22:49:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yargıtay 20.Hukuk Dairesi]]></category>
		<category><![CDATA[2002/7463]]></category>
		<category><![CDATA[2002/8986]]></category>
		<category><![CDATA[asliye hukuk mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[görev]]></category>
		<category><![CDATA[merci tayini]]></category>
		<category><![CDATA[yetki]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ictihatlar.info/?p=390</guid>
		<description><![CDATA[T.C. YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ
Esas no. 2002/7463
Karar no. 2002/8986
Tarih. 12.11.2002
DAVA : Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davada İzmir 3. Asliye Ticaret ile İzmir 8. Sulh Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belli edilmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR : Dava, davacı bankanın kredili bankomat sözleşmesinden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>T.C. YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ<br />
Esas no. 2002/7463<br />
Karar no. 2002/8986<br />
Tarih. 12.11.2002<br />
DAVA : Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davada İzmir 3. Asliye Ticaret ile İzmir 8. Sulh Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belli edilmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:</p>
<p>KARAR : Dava, davacı bankanın kredili bankomat sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için davalı aleyhine yapılan takibe itirazın iptali ile icra inkar tazminatının ödetilmesi istemine ilişkindir.</p>
<p>Dosya kapsamından, davacı bankanın bankomat sözleşmesine dayalı olarak 1 TL. alacak aslı ile 4.903.140.375 TL. işlemiş faiz için icra takibi yapıldığı, davalının itirazı sonucu takibin durması üzerine itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istendiği saptanmıştır.</p>
<p>İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, takibe konu asıl alacağın 1 TL. olup, mahkeme görevinin belirlenmesinde işlemiş faiz ve tazminatın nazara alınamayacağını,</p>
<p>İzmir 8. Sulh Hukuk Mahkemesi ise, bilirkişice, davalının asıl borcunun 4.066.350.167 TL. sözleşme limitinin ise 2.500.000.000.-TL. olduğu, yapılan takipte fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu anlaşılmakla, kısmi dava bulunduğu, HYUY.&#8217;nın 4/2. madde hükmü ve aynı yasanın 8. maddesinde sulh hukuk mahkemesinin görev sınırlarının 400.000.000.-TL. olarak belirlendiğini gerekçe göstererek görevsizlik kararı vermişlerdir.</p>
<p>Yasal istisnalar dışında mahkemelerin görevi dava olunan şeyin dava günündeki değerine göre belirlenir. Görevin tespitinde faiz, icra tazminatı ve giderleri hesaba katılmaz (H.Y.U.Y. mad. 1/1, 8).</p>
<p>Somut olayda; icra takibinde asıl alacak miktarı 1 TL., işlemiş faiz 4.903.140.375 TL., dava dilekçesinde de asıl alacak miktarı ihtiyati haciz yargılama giderleri ve ihtiyati haciz vekalet ücreti de dahil toplam 5.017.620.376 TL. olarak belirtilmiştir. Bu durumda, gerek sözleşmede belirtilen limit gerek bilirkişinin belirlediği miktar gözetildiğinde talebin kısmi davayı içerdiği anlaşılmıştır.</p>
<p>Buna göre davanın asliye hukuk mahkemesinde görülüp karara bağlanması gerekir.</p>
<p>SONUÇ : Yukarıda belirtilen nedenlerle; HUMY.&#8217;nın 25. ve 26. maddeleri gereğince İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin merci tayinine 12/11/2002 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ictihatlar.info/20hd/yargitay-20-hukuk-dairesi-20027463-e-20028986-k/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2008/1302 E., 2008/3731 K.</title>
		<link>http://www.ictihatlar.info/20hd/yargitay-20-hukuk-dairesi-20081302-e-20083731-k/</link>
		<comments>http://www.ictihatlar.info/20hd/yargitay-20-hukuk-dairesi-20081302-e-20083731-k/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Nov 2008 15:29:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yargıtay 20.Hukuk Dairesi]]></category>
		<category><![CDATA[2008/1302]]></category>
		<category><![CDATA[2008/3731]]></category>
		<category><![CDATA[3373]]></category>
		<category><![CDATA[6831]]></category>
		<category><![CDATA[hak düşürücü süre]]></category>
		<category><![CDATA[itiraz]]></category>
		<category><![CDATA[orman kadastrosu]]></category>
		<category><![CDATA[orman kadastrosuna itiraz]]></category>
		<category><![CDATA[tapu]]></category>
		<category><![CDATA[zeytincilik tapusu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ictihatlar.info/?p=204</guid>
		<description><![CDATA[Yargıtay 20.Hukuk Dairesi 2008/1302 E.,2008/3731 K.
İçtihat Özeti: Hak düşürücü süre ile mülkiyet hakkı değil, hak arama özgürlüğü belli bir süre ile sınırlandırıldığı, bu sürelerin kamu düzenini ilgilendirdiğinden mahkemelerce kendiliğinden dikkate alınması gerektiği, bir davada hak düşürücü süre varsa işin esasının incelenemeyeceği, kadastrodan önceki tapu kaydı ya da kesin hükmün tartışma konusu yapılamayacağı gözetilmelidir.
 
İçtihat Metni :
Taraflar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yargıtay 20.Hukuk Dairesi 2008/1302 E.,2008/3731 K.</p>
<p>İçtihat Özeti: <em>Hak düşürücü süre ile mülkiyet hakkı değil, hak arama özgürlüğü belli bir süre ile sınırlandırıldığı, bu sürelerin kamu düzenini ilgilendirdiğinden mahkemelerce kendiliğinden dikkate alınması gerektiği, bir davada hak düşürücü süre varsa işin esasının incelenemeyeceği, kadastrodan önceki tapu kaydı ya da kesin hükmün tartışma konusu yapılamayacağı gözetilmelidir.</em></p>
<p> <br />
İçtihat Metni :</p>
<p>Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda; davanın reddi yolunda kurulan 10.07.2006 günlü hükmün Yargıtay&#8217;ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı E.T.. vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 27.03.2007 günü için yapılan tebligat üzerine, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki eksiklikler nedeniyle dava dosyası mahkemesine iade edilip tamamlattırıldıktan sonra tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:</p>
<p>Davacı E.T&#8230; vekili, 03.09.2004 tarihli dava dilekçesi île Milas Asliye Hukuk Mahkemesi&#8217;nde açtığı davada; Milas İlçesi, Kıyıkışlacık Köyü, Zindaf Çanacık mevkiinde bulunan taşınmazın 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılanması Hakkındaki Yasa gereğince oluşan tapu kaydı kapsamında kaldığı halde, 25 nolu Orman Kadastro Komisyonunca 1985 yılında orman kadastro sınırları içine alınmasının doğru olmadığını ileri sürülerek, zeytincilik tapusu kapsamında kalan yerin orman sınırları içine alınması isteminin iptalini istemiştir.</p>
<p>Mahkemece, 6831 sayılı Yasa&#8217;nın 11. maddesi gereğince tapulu taşınmaz maliklerine orman kadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanak ve kararlara karşı askı ilan tarihinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açma hakkı tanındığı, davacı tarafça belirtilen bu sürenin geçirilmiş olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.</p>
<p>Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1985 yılında 6831 sayılı Yasa&#8217;ya göre orman kadastrosu ile aynı Yasa&#8217;nın 3302 sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulama çalışmaları birlikte yapılmış, 06.10.1987 tarihinde ilan edilerek 06.04.1988 tarihinde kesinleşmiştir.</p>
<p>Davacı, Medeni Yasa&#8217;ya göre mülkiyet hakkının bütün ayni haklar gibi, hak düşürücü süreye bağlı olmadığı ileri sürülerek dava konusu taşınmazı içine alan orman kadastrosunun iptali istenmekte ise de, dosya içeriğinden çekişmeli taşınmazı orman sınırları içine alan orman kadastro çalışmasının 2896 sayılı Yasa&#8217;nın yürürlüğü sırasında yapılıp askı ilanının 3373 sayılı Yasa&#8217;nın 28.05.1987 tarihinde yürürlüğe girdiği tarihten sonra 06.10.1987 tarihinde İlan edilerek kesinleştiği, Hukuk Genel Kurulu&#8217;nun 11.03.1992 gün ve 1991/14-253-170 sayılı kararında da kabul edilen ilkeye göre, ilan; işin esası değil sonucunun duyurulması olduğundan, 3373 sayılı Yasa&#8217;nın yürürlüğünden önce yapılan, ancak bu yasanın yürürlüğü sırasında ilan edilen orman kadastro İşlemlerine karşı 3373 sayılı Yasa ile tapulu taşınmazlar için getirilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı, kaldı ki; ilan ve dava tarihine göre 10 yıllık sürenin dahi geçirilmiş olduğu, orman kadastrosunun kesinleştiği, yine Hukuk Genel Kurulu&#8217;nun 20.03.1996 gün ve 1995/20-1086-174 sayılı kararında kabul edildiği gibi, hak arama özgürlüğünün sınırsız olarak kabulü kamu düzenini aksi yönde etkileyeceği, hak düşürücü süre ile mülkiyet hakkı değil, hak arama özgürlüğü belli bir süre ile sınırlandırıldığı, bu sürelerin doğrudan doğruya kamu düzenini ilgilendirmeleri nedeniyle davanın hangi aşamasında olursa olsun dava engellerinden olması nedeni ile mahkemelerce kendiliğinden ilk önce incelenmesi gerektiği, bir davada hak düşürücü süre varsa dava dinlenemeyeceğinden işin esasının incelenemeyeceği ve kadastrodan önce var olan tapu kaydı ya da kesin hükmün tartışma konusu yapılamayacağı, zeytincilik tapusuna dayanılarak yasanın öngördüğü süre içinde orman kadastrosuna itiraz edilmesi gerektiği, aksi takdirde zeytincilik tapusunun ya da başka bir tapu kaydının veya kesin hükmün bulunması, orman kadastrosunun kendiliğinden geçersiz olması sonucunu doğurmayacağı gözönünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davacının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün (ONANMASINA) ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi&#8217;ne göre belirlenen 500.00 YTL vekalet ücretinin davalıdan alınarak Orman Yönetimi ve Hazineye ayrı ayrı verilmesine, onama haranın temyiz edene yükletilmesine 11.03.2008 günü oybirliği ile karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ictihatlar.info/20hd/yargitay-20-hukuk-dairesi-20081302-e-20083731-k/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2008/1500 E., 2008/2855 K.</title>
		<link>http://www.ictihatlar.info/20hd/yargitay-20-hukuk-dairesi-20081500-e-20082855-k/</link>
		<comments>http://www.ictihatlar.info/20hd/yargitay-20-hukuk-dairesi-20081500-e-20082855-k/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 Nov 2008 23:39:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yargıtay 20.Hukuk Dairesi]]></category>
		<category><![CDATA[2008/1500]]></category>
		<category><![CDATA[2008/2855]]></category>
		<category><![CDATA[3402]]></category>
		<category><![CDATA[6831]]></category>
		<category><![CDATA[davası]]></category>
		<category><![CDATA[görev]]></category>
		<category><![CDATA[görevli mahkeme]]></category>
		<category><![CDATA[itiraz]]></category>
		<category><![CDATA[kadastro tespitine itiraz]]></category>
		<category><![CDATA[kesinleşmiş]]></category>
		<category><![CDATA[orman kadastrosu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ictihatlar.info/?p=124</guid>
		<description><![CDATA[Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2008/1500 E., 2008/2855 K.
İçtihat Özeti: Genel arazi kadastrosundan önce yapılan orman kadastrosu kesinleşmiş, kesinleşen kadastronun tapu kütüğüne aktarılması amacıyla taşınmaza ada ve parsel numarası verildiğine göre, kesinleşen kadastronun tapuya tescil edilmemiş olması kadastro mahkemesinde dava açma hakkı vermez.
İçtihat Metni:
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay&#8217;ca incelenmesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2008/1500 E., 2008/2855 K.</p>
<p><em>İçtihat Özeti: Genel arazi kadastrosundan önce yapılan orman kadastrosu kesinleşmiş, kesinleşen kadastronun tapu kütüğüne aktarılması amacıyla taşınmaza ada ve parsel numarası verildiğine göre, kesinleşen kadastronun tapuya tescil edilmemiş olması kadastro mahkemesinde dava açma hakkı vermez.</em></p>
<p>İçtihat Metni:</p>
<p>Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay&#8217;ca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:</p>
<p>Davacı, kadastro sırasında 776.04 m2 yüzölçümüyle adına tespit edilen K&#8230; Köyü 108 ada 1 sayılı parselin zeminde 19.000 m2 olarak kullandığı halde, büyük bir bölümünün bitişikteki orman niteliği ile Hazine adına tespit edilen parsel içinde bırakıldığını iddia ederek ve Hazine ile Orman Yönetimi&#8217;ne husumet yönelterek dava açmıştır. Mahkemece, orman parseli hakkında kadastro tespit tutanağı düzenlenmediğini, daha önce yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun 3402 sayılı Yasa&#8217;nın 22/5. maddesi gereğince tapu kütüğüne aktarılması işlemi yapıldığını, taşınmazın kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.</p>
<p>İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre, dava konusu taşınmazın kesinleşen, ancak henüz tapuya tescil edilmeyen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı ve kadastro tespit tutanağı düzenlenmediği, kesinleşen orman sınırları içinde olması nedeniyle 3402 sayılı Yasa&#8217;nın 22/5. maddesi gereğince tapu kütüğüne aynen aktarılması amacıyla ada ve parsel numarası verildiği anlaşılmaktadır. 3402 sayılı Yasa&#8217;nın 26/4. maddesinde &#8220;kadastro mahkemesinin yetkisi her taşınmaz hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlar/&#8217; hükmü bulunmaktadır. 6831 sayılı Yasa hükümlerine göre orman kadastrosu yapılması halinde; aynı Yasa&#8217;nın 11/1. maddesi hükümlerine göre orman sınırı içine alınan, yani hakkında orman kadastro tutanağı düzenlenen taşınmazlar hakkında hak sahibi gerçek ve tüzel kişiler, bu yerin orman olmadığı iddiası ile orman sınırları dışında bırakılan taşınmazlar hakkında da o yerin orman olduğu iddiası ile Orman Yönetimi tarafından altı aylık askı ilan süresi içinde kadastro mahkemesine dava açabilirse de, somut olayda genel arazi kadastrosundan önce yapılan orman kadastrosu kesinleşmiş olduğu, 3402 sayılı Yasa&#8217;nın 22/5. maddesi gereğince kesinleşen orman kadastrosunun tapu kütüğüne aktarılması amacıyla, taşınmaza ada ve parsel numarası verildiğine göre, kesinleşen orman kadastrosunun halen tapuya tescil edilmemiş olması kadastro mahkemesinde dava açma hakkı vermeyeceği, 6831 sayılı Yasa&#8217;nın 11/1. maddesi gereğince tapulu taşınmazlar hakkında 10 yıllık hak düşürücü süre içinde genel mahkemede davanın görülebileceği, tapu kaydına dayanılmaması halinde orman kadastrosunun kesinleştiğinin takdiri genel mahkemeye ait olacağı (HGK&#8217;nın 28.11.2007 gün ve 20-909/891 S.K.) gözönünde bulundurularak, mahkemenin görevsizliğine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek orman kadastrosunun kesinleştiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.</p>
<p>Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Yusuf&#8217;un temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan hükmün (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 25.02.2008 günü oybirliği ile karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ictihatlar.info/20hd/yargitay-20-hukuk-dairesi-20081500-e-20082855-k/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2007/17152 E., 2008/2026 K.</title>
		<link>http://www.ictihatlar.info/20hd/yargitay-20-hukuk-dairesi-200717152-e-20082026-k/</link>
		<comments>http://www.ictihatlar.info/20hd/yargitay-20-hukuk-dairesi-200717152-e-20082026-k/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 Nov 2008 22:20:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yargıtay 20.Hukuk Dairesi]]></category>
		<category><![CDATA[2007/17152]]></category>
		<category><![CDATA[2008/2026]]></category>
		<category><![CDATA[3116]]></category>
		<category><![CDATA[4785]]></category>
		<category><![CDATA[4999]]></category>
		<category><![CDATA[6831]]></category>
		<category><![CDATA[itiraz]]></category>
		<category><![CDATA[kadastro]]></category>
		<category><![CDATA[kesin hüküm]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>
		<category><![CDATA[orman kadastrosu]]></category>
		<category><![CDATA[özel orman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ictihatlar.info/?p=78</guid>
		<description><![CDATA[Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2007/17152 E. , 2008/2026 K.
İçtihat özeti: Çekişmeli taşınmaz 1940 yılındaki orman kadastrosunda orman dışında bırakılmış ise de; 4785 sayılı yasa ile tüm ormanlar devletleştirilmiş, 1970 yılında kişiler adına yapılan tespite karşı hazine &#8216;nin açtığı davada orman sayılan yer olduğu için tespit dışı bırakılmış, daha sonradan kişiler adına tescilin yolsuz olduğu nedeniyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2007/17152 E. , 2008/2026 K.</p>
<p><em>İçtihat özeti: Çekişmeli taşınmaz 1940 yılındaki orman kadastrosunda orman dışında bırakılmış ise de; 4785 sayılı yasa ile tüm ormanlar devletleştirilmiş, 1970 yılında kişiler adına yapılan tespite karşı hazine &#8216;nin açtığı davada orman sayılan yer olduğu için tespit dışı bırakılmış, daha sonradan kişiler adına tescilin yolsuz olduğu nedeniyle orman sınırı içine alınan karar kesinleşmiştir. Orman sınırlarının düzeltilmesi sırasında kesin hüküm nedeniyle orman sınırı içinde gösterilmesi doğrudur.</em></p>
<p>İçtihat Metni :</p>
<p>Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay&#8217;ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:</p>
<p>Davacılar, Sulh Hukuk Mahkemesinde açtıkları davada, yörede 1970 yılında yapılan kadastro sırasında, K&#8230; Köyü 716 parsel sayılı 7815 m2 yüzölçümündeki taşınmazın eski tapu kaydı revizyon gösterilerek, ayrıca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle murisleri İdris adına tespit edilmişse de, Hazine tarafından Tapulama Mahkemesinde açılan dava sonucunda, orman sayılan yerlerden olması nedeniyle tespit harici bırakıldığını ve dilekçelerine cevap olarak Orman Genel Müdürlüğü tarafından kendilerine gönderilen 19.03.1994 tarihli yazıda 716 sayılı parselin orman kadastro sınırları dışında kaldığının bildirildiği, daha önce görülen kadastro tespitine itiraz davasında Hazine taraf ise de, Orman Yönetimi&#8217;nin taraf olmadığını, orman kadastro komisyonu tarafından 4999 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasa&#8217;nın 9. maddesi gereğince yapılan orman sınırlarının düzeltilmesi işlemi sırasında 716 sayılı parselin bulunduğu yerin yanlışlıkla orman sınırı içinde gösterildiğini bildirerek, taşınmazın orman tahdit sınırları dışına çıkartılıp adlarına tescile karar verilmesini istemişlerdir.</p>
<p>Mahkemece, davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.</p>
<p>Dava, 6831 sayılı Yasa&#8217;nın 4999 sayılı Yasa ile değişik 9. maddesi uyarınca yapılan orman sınırlarının düzeltilmesi işlemine itiraza ilişkindir.</p>
<p>Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre 1940 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Çekişmeli taşınmaz 6831 sayılı Orman Yasası&#8217;nın 1744, 2896 ve 3302 sayılı Yasalar ile değişik 2. ve 2/B madde uygulamasına konu olmamış, 6831 sayılı Yasa&#8217;nın 4999 sayılı Yasa ile değişik 9. maddesine göre yapılan orman sınırlarının düzeltilmesi işlemi sırasında çekişmeli taşınmazın orman sayılan yer olduğu konusunda kesinleşen mahkeme kararı bulunduğu gözönüne alınarak (K&#8230; Devlet Ormanı II) olarak adlandırılan orman sınırları içinde gösterilip orman kadastro haritasında gerekli düzeltmenin yapıldığı anlaşılmaktadır.</p>
<p>İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli K&#8230; Köyü 716 sayılı parsel 1940 yılında yapılan orman kadastrosu sınırları dışında bırakılmış ise de, bu tarihten sonra 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 sayılı Yasa ile özel ve tüzel kişilere ait tüm ormanların hiçbir bildirime gerek olmaksızın devletleştirildiği ve 1970 yılında kişiler adına yapılan tespite karşı Hazine tarafından Tapulama Mahkemesinde açılan dava sonucunda 4785 sayılı Yasa hükümleri gözönünde bulundurularak yapılan incelemede orman sayılan yer olduğu saptanarak, mahkemenin 1973/194-54 sayılı kararı ile o tarihte yürürlükte bulunan 766 sayılı Yasa&#8217;nın 2. maddesi gereğince &#8220;parsel numarası iptal edilerek tescil ve tespit harici bırakılmasına&#8221; dair verilen kararın kesinleştiği, bundan sonra Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.06.2002 gün ve 2002/328-494 sayılı kararı ile de orman sayılan yerlerden olduğu konusunda kesin hüküm bulunduğu ve sicilin yolsuz tescil niteliğinde olduğu saptanarak orman sınırı içine alınıp tapu kütüğündeki sayfasının sicilden terkin edildiği, bu nedenlerle, 4999 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasa&#8217;nın 9. maddesi gereğince yapılan orman sınırlarının düzeltilmesi işlemi sırasında kesinleşen mahkeme kararları gereği orman sınırı içerisinde gösterilip bu şekilde orman sınırlarının düzeltildiği belirlenerek davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün (ONANMASINA), onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine, 11.02.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ictihatlar.info/20hd/yargitay-20-hukuk-dairesi-200717152-e-20082026-k/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
