<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İçtihatlar &#187; Yargıtay 1.Hukuk Dairesi</title>
	<atom:link href="http://www.ictihatlar.info/emsal/1hd/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ictihatlar.info</link>
	<description>Içtihat Bankası. Anayasa Mahkemesi, AHIM, Danıştay ve Yargıtay içtihatları.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Dec 2010 15:13:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2004/14912 E., 2005/715 K.</title>
		<link>http://www.ictihatlar.info/1hd/yargitay-1-hukuk-dairesi-200414912-e-2005715-k/</link>
		<comments>http://www.ictihatlar.info/1hd/yargitay-1-hukuk-dairesi-200414912-e-2005715-k/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Dec 2008 22:43:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yargıtay 1.Hukuk Dairesi]]></category>
		<category><![CDATA[2004/14912]]></category>
		<category><![CDATA[2005/715]]></category>
		<category><![CDATA[satış vaadi]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşmenin iptali]]></category>
		<category><![CDATA[tapu tescil]]></category>
		<category><![CDATA[vekalet]]></category>
		<category><![CDATA[vekalet görevini kötüye kullanmak]]></category>
		<category><![CDATA[zamanaşımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ictihatlar.info/?p=388</guid>
		<description><![CDATA[T.C. YARGITAY 1.Hukuk Dairesi Esas: 2004/14912 Karar: 2005/715 Karar Tarihi: 02.02.2005 İÇTİHAT ÖZETİ : Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılarak satış vaadinde bulunulduğu iddiasıyla sözleşmenin iptali ile tapu sicil kaydının iptal ve tescili isteğine ilişkindir. Vekalet sözleşmesi, büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>T.C. YARGITAY 1.Hukuk Dairesi</strong><br />
Esas: 2004/14912<br />
Karar: 2005/715<br />
Karar Tarihi: 02.02.2005<br />
<em>İÇTİHAT ÖZETİ : Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılarak satış vaadinde bulunulduğu iddiasıyla sözleşmenin iptali ile tapu sicil kaydının iptal ve tescili isteğine ilişkindir. Vekalet sözleşmesi, büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar. Şekil ile sözleşme yapan kişi Medeni Kanunun 3. maddesi anlamında iyiniyetli ise, yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz. Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötüniyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, Medeni Kanunun 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden ( re&#8217;sen ) göz önünde tutulması zorunludur. Vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiası ile açılan davalarda kural olarak zamanaşımı söz konusu olamaz. Hal böyle olunca,işin esası incelenerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir.<br />
Hal böyle olunca,işin esası incelenerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru değildir.<br />
(4721 S. K. m. 2, 3) (818 S. K. m. 390/2)</em></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">DAVA</span></strong>:<br />
Taraflar arasında görülen davada;<br />
Davacılar, miras bırakan adına kayıtlı tapulu taşınmazlarda adlarına intikal işlemi yaptırmak üzere davalının annesini vekil tayin ettiklerini, ancak vekilin vekalet görevini kötüye kullanarak intikal edecek miras paylarını davalıya satış vaadi sözleşmesiyle sattığını, taşınmazlarda sonradan kadastro tespiti yapıldığını, taraf olmadıkları davalarda davalının bu satış vaadi sözleşmesine dayanarak adına hükmen tescillerini sağladığını ileri sürerek gayrimenkul sözleşmesinin iptali ile tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır.<br />
Davalı, davacıların miras bırakandan intikal eden paylarını erkek kardeşlerine sattıklarını, ancak dava konusu taşınmazların orman sınırları içine alınması nedeniyle tescil işlemi yapılamadığından ileride devrin gerçekleşmesini temin amacıyla vekaletname verdiklerini, davacıların satış vaadi sözleşmesinden haberdar olduklarını, zamanaşımı süresinin dolduğunu, kendi adına oluşan hükmen tescil kararında zilyetliğinin gerekçe yapıldığını, kadastroda da taşınmazların zilyetliğinde olduğunun belirtilmiş olduğunu, tapu iptali istenen taşınmazların hazine adına kayıtlı olması nedeniyle husumet itirazı bulunduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur.<br />
Mahkemece, satış vaadi sözleşmesinin iptali ile ilgili davanın zamanaşımı yönünden tapu iptali ve tescil davasının husumet yönünden reddine karar verilmiştir.<br />
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla;Tetkik Hakimi raporu okundu,düşüncesi alındı.Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">KARAR</span></strong>:<br />
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılarak satış vaadinde bulunulduğu iddiasıyla sözleşmenin iptali ile tapu sicil kaydının iptal ve tescili isteğine ilişkindir.<br />
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.<br />
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden;davacıların dava dilekçesinde belirttikleri taşınmazların kadastro sonucu hükmen 11 ve 5 parsel sayısıyla hazine adına tapuya tescil edildiğine göre, mahkemece iptal ve tescil davasının husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesinde bir isabetsizlik yoktur.Davacıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.<br />
Satış vaadi sözleşmesinin iptali istemine gelince;bu sözleşmenin 28.3.1989 tarihli vekaletnameye dayalı olarak 30.3.1989 tarihinde yapıldığı anlaşılmıştır.<br />
Bilindiği üzere; Borçlar Kanununun temsil ve vekalet bağıtını düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.<br />
Borçlar Kanununda sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 390/2 maddesinde &#8220;vekil, müvekkiline karşı vekaleti hüsnüniyetle ifa ile mükelleftir&#8230;&#8221; hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi,ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin birinci fıkrası uyarınca sorumlu olur. Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi Medeni Kanunun 3. maddesi anlamında iyiniyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.<br />
Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, Medeni Kanunun 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden ( resen ) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.<br />
Vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiası ile açılan davalarda kural olarak zamanaşımı söz konusu olamaz.<br />
Hal böyle olunca,işin esası incelenerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru değildir.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">SONUÇ:</span></strong><br />
Davacıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü H.U.M.K.&#8217;nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine,2.2.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</p>
<p  class="related_post_title">İlgili Yargı Kararları:</p><ul class="related_post"><li><a href="http://www.ictihatlar.info/kavram/dava-dilekcesinin-iptaline-karar-verildiginde-vekalet-ucreti-takdir-edilir/" title="Dava Dilekçesinin İptaline Karar Verildiğinde Vekalet Ücreti Takdir Edilir">Dava Dilekçesinin İptaline Karar Verildiğinde Vekalet Ücreti Takdir Edilir</a></li><li><a href="http://www.ictihatlar.info/3hd/yargitay-3-hukuk-dairesi-20022522-e-20022896-k/" title="Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2002/2522 E., 2002/2896 K.">Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2002/2522 E., 2002/2896 K.</a></li><li><a href="http://www.ictihatlar.info/hgk/yargitay-hukuk-genel-kurulu-199715-461-e-1997729-k/" title="Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 1997/15-461 E., 1997/729 K.">Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 1997/15-461 E., 1997/729 K.</a></li><li><a href="http://www.ictihatlar.info/hgk/yargitay-3-hukuk-dairesi-20083339-e-20086157-k/" title="Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2008/3339 E., 2008/6157 K.">Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2008/3339 E., 2008/6157 K.</a></li><li><a href="http://www.ictihatlar.info/21hd/yargitay-21-hukuk-dairesi-2008693-e-20084391-k/" title="Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2008/693 E., 2008/4391 K.">Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2008/693 E., 2008/4391 K.</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ictihatlar.info/1hd/yargitay-1-hukuk-dairesi-200414912-e-2005715-k/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2005/7006 E., 2005/6521 K.</title>
		<link>http://www.ictihatlar.info/1hd/yargitay-1-hukuk-dairesi-20057006-e-20056521-k/</link>
		<comments>http://www.ictihatlar.info/1hd/yargitay-1-hukuk-dairesi-20057006-e-20056521-k/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2008 22:04:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yargıtay 1.Hukuk Dairesi]]></category>
		<category><![CDATA[2005/6521]]></category>
		<category><![CDATA[2005/7006]]></category>
		<category><![CDATA[adi yazılı delil]]></category>
		<category><![CDATA[alacaklılardan mal kaçırma]]></category>
		<category><![CDATA[ispat şartı]]></category>
		<category><![CDATA[muris muvazaası]]></category>
		<category><![CDATA[tapu iptali]]></category>
		<category><![CDATA[taraf muvazaası]]></category>
		<category><![CDATA[tescil talebi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ictihatlar.info/?p=274</guid>
		<description><![CDATA[Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2005/7006 E., 2005/6521 K. İÇTİHAT ÖZETİ : Muvazaada taraflar üçüncü kişileri aldatmak amacıyla gerçek iradelerine uymayan, aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmak için anlaşarak bazen aslında bir sözleşme yapma iradesi taşımadıkları halde görünüşte bir sözleşme yapmaktadırlar veya gerçek iradelerine uygun olarak yaptıkları sözleşmeyi iradelerine uymayan görünüşteki bir sözleşme ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2005/7006 E., 2005/6521 K.<br />
İÇTİHAT ÖZETİ : <em>Muvazaada taraflar üçüncü kişileri aldatmak amacıyla gerçek iradelerine uymayan, aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmak için anlaşarak bazen aslında bir sözleşme yapma iradesi taşımadıkları halde görünüşte bir sözleşme yapmaktadırlar veya gerçek iradelerine uygun olarak yaptıkları sözleşmeyi iradelerine uymayan görünüşteki bir sözleşme ile gizlemektedirler. Hemen belirtmek gerekir ki, muvazaa nedeniyle geçersiz sözleşmeye dayanılarak bir taşınmazın tapuda temliki yapılmışsa bu tescil yolsuz bir tescil hükmündedir. Tapuda yapılan temlik ve tesciller illi işlemler olduğundan tapunun dayanağı sözleşme geçersiz ise tapu kaydının da Medeni Kanunun 1025. maddesine göre iptali gerekir. Öte yandan, muvazaanın varlığını iddia eden taraf veya bunların halefi sıfatı ile hareket eden kişi Medeni Kanunun 6. maddesi gereğince bu iddiasını isbat etmek zorundadır. Senede bağlı bir sözleşmeye karşı muvazaa iddiası, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 288 ve 290. maddelerinde belirtildiği üzere ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Sözleşme aynı kanunun 293. maddesinde sözü edilen yakın akrabalar arasında yapılmış olsa dahi muvazaanın yazılı delille isbat edilmesi gerekir.Böyle bir sözleşmenin resmi şekilde yapılması halinde dahi olayın özelliği itibariyle adi yazılı delilin yeterli olacağı öğretide ve kararlılık kazanmış içtihatlarda ortaklaşa kabul edilmiştir. Somut olaya gelince; yukarıda açıklandığı ve 05.02.1947 tarih ve 20/6 sayılı İnançları Birleştirme Kararında öngörüldüğü anlamda bir belge ibraz edilmiş değildir. Hal böyle olunca; kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu kabulüne karar verilmesi doğru değildir.</em></p>
<p>DAVA : Taraflar arasında görülen davada;</p>
<p>Davacı, mirasbırakanın alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla 1428 ada 21 ve 2243 ( imarla 8803 ada 9 )parsel sayılı taşınmazı davalılara satış yoluyla temlik ettiğini ileri sürüp muvazaa nedeniyle tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tesciline, olmadığı taktirde tenkisine karar verilmesini istemiştir.</p>
<p>Davalılar,hak düşürücü sürenin geçtiğini, iddiaların doğru olmadığını belirtip davanın reddini savunmuşlardır.</p>
<p>Mahkemece, çekişme konusu taşınmazların davalılara temlikinin muvazaalı bulunduğu, davalı Güler&#8217;in davanın başından beri davada yer aldığı, ıslah talebinin uygun olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.</p>
<p>Karar, davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü:</p>
<p>KARAR : Dava, muvazaa hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde tenkis isteklerine ilişkindir.</p>
<p>Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.</p>
<p>Dosya içeriğinden, toplanan delillerden çekişme konusu 21 parsel sayılı taşınmazın 07.03.1978 tarihli akitle miras bırakan tarafından davalı Borzade&#8217;ye 2243 parselin ( imarla 8803 ada 9 parsel )154/22560 payının da davalı Güler&#8217;e satış yoluyla temlik edildiği görülmektedir.</p>
<p>Davacı, anılan işlemin miras bırakanın derda kaldığından hakkında yapılacak takiplerden kurtulmak amacıyla gerçekleştirildiğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. İddianın belirtilen bu nitelendirilmesine göre davacının miras bırakanın halefi sıfatıyla ve onun &#8220;taraf muvazası&#8221; olarak nitelendirilen işlemine dayandırıldığı açıktır.</p>
<p>Bilindiği üzere; muvazaa kısaca irade ve beyan arasında bilerek yaratılan uyumsuzluk şeklinde tanımlanabilir. Muvazaada taraflar üçüncü kişileri aldatmak amacıyla gerçek iradelerine uymayan, aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmak için anlaşarak bazan aslında bir sözleşme yapma iradesi taşımadıkları halde görünüşte bir sözleşme yapmaktadırlar ( mutlak muvazaa ). Veya gerçek iradelerine uygun olarak yaptıkları sözleşmeyi iradelerine uymayan görünüşteki bir sözleşme ile gizlemektedirler ( nisbi muvazaa ). Yanlar, ister salt bir görünüş yaratmak için, ister başka bir sözleşmeyi gizlemek amacıyla, sözleşme yapsınlar görünüşteki sözleşme gerçek iradelerine uymadığından, tabandaki sözleşme de tapulu taşınmazlarda şekil koşullarını taşımadığından geçersizdir.</p>
<p>Hernekadar muvazaayı düzenleyen B.K.nun 18. maddesinde ve öteki kanun hükümlerinde muvazaalı sözleşmelerin hüküm ve sonuçları hakkında bir açıklık bulunmamakta ise de; taraflar arasında alacak ve borç ilişkisi doğurmayacağı, muvazaanın varlığının hiçbir süreye bağlı olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği, mahkemece kendiliğinden ( resen )göz önünde bulundurulması gerektiği, belirli bir sürenin geçmesi, sebebin ortadan kalkması veya ilgililerin olur ( icazet )vermesi ile geçerli hale gelmeyeceği, uygulamada ve bilimsel görüşlerde ortaklaşa kabul edilmektedir.</p>
<p>Hemen belirtmek gerekir ki, muvazaa nedeniyle geçersiz sözleşmeye dayanılarak bir taşınmazın tapuda temliki yapılmışsa bu tescil yolsuz bir tescil hükmündedir. Tapuda yapılan temlik ve tesciller illi işlemler olduğundan tapunun dayanağı sözleşme geçersiz ise tapu kaydının da Medeni Kanunun 1025. maddesine göre iptali gerekir. Ayrıca muvazaalı sözleşmeler yapıldığı andan itibaren taraflar arasında hüküm ve sonuç doğurmayacağından açılan dava sonunda verilen karar, yenilik doğurucu ( inşai )bir hüküm değil, açıklayıcı ( ihdasi )bir hüküm durumundadır.</p>
<p>Öte yandan, muvazaanın varlığını iddia eden taraf veya bunların ardılı ( halefi )sıfatı ile hareket eden, başka bir anlatımla sözleşmenin yanlarından birine teb&#8217;an dava açan kişi Medeni Kanunun 6. maddesi gereğince bu iddiasını isbat etmek zorundadır. Senede bağlı bir sözleşmeye karşı muvazaa iddiası, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 288 ve 290. maddelerinde belirtildiği üzere ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Sözleşme aynı kanunun 293. maddesinde sözü edilen yakın akrabalar arasında yapılmış olsa dahi muvazaanın yazılı delille isbat edilmesi gerekir.Böyle bir sözleşmenin resmi şekilde yapılması halinde dahi olayın özelliği itibariyle adi yazılı delilin yeterli olacağı öğretide ve kararlılık kazanmış içtihatlarda ortaklaşa kabul edilmiştir. İşte bu görüşten hareketle 5.2.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararında taraf muvazaası ve takma ad ( namı-müstear )davalarında iddianın ancak yazılı delille kanıtlanabileceği kabul edilmiştir.</p>
<p>Somut olaya gelince; yukarıda açıklandığı ve 05.02.1947 tarih ve 20/6 sayılı İnançları Birleştirme Kararında öngörüldüğü anlamda bir belge ibraz edilmiş değildir.</p>
<p>Hal böyle olunca; kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.Davalıların temyiz itirazları yerindedir.</p>
<p>SONUÇ : Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 26.5.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p>
<p  class="related_post_title">İlgili Yargı Kararları:</p><ul class="related_post"><li><a href="http://www.ictihatlar.info/1hd/yargitay-1-hukuk-dairesi-20057006-e-20059494-k/" title="Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2005/7006 E., 2005/9494 K.">Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2005/7006 E., 2005/9494 K.</a></li><li><a href="http://www.ictihatlar.info/1hd/yargitay-1-hukuk-dairesi-19958737-e-199511789-k/" title="Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 1995/8737 E., 1995/11789 K.">Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 1995/8737 E., 1995/11789 K.</a></li><li><a href="http://www.ictihatlar.info/1hd/yargitay-1-hukuk-dairesi-20053429-e-20053748-k/" title="Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2005/3429 E., 2005/3748 K.">Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2005/3429 E., 2005/3748 K.</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ictihatlar.info/1hd/yargitay-1-hukuk-dairesi-20057006-e-20056521-k/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2005/7006 E., 2005/9494 K.</title>
		<link>http://www.ictihatlar.info/1hd/yargitay-1-hukuk-dairesi-20057006-e-20059494-k/</link>
		<comments>http://www.ictihatlar.info/1hd/yargitay-1-hukuk-dairesi-20057006-e-20059494-k/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2008 21:58:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yargıtay 1.Hukuk Dairesi]]></category>
		<category><![CDATA[2005/7006]]></category>
		<category><![CDATA[2005/9494]]></category>
		<category><![CDATA[icazet]]></category>
		<category><![CDATA[muris muvazaası]]></category>
		<category><![CDATA[mutlak muvazaa]]></category>
		<category><![CDATA[muvazaa]]></category>
		<category><![CDATA[nisbi muvazaa]]></category>
		<category><![CDATA[resen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ictihatlar.info/?p=272</guid>
		<description><![CDATA[Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2005/7006 E., 2005/9494 K. YARGITAY İLAMI Mahkemesi :K.Ç. 2.As.H.H. Tarihi :15.3.2005 Nosu :243-182 Davacı :İbrahim Davalı :Nildeniz &#8216;e vesayeten Faruk Üçüncü Şahıs : İÇTİHAT ÖZETİ: Muvazaalı sözleşmelerin hüküm ve sonuçları hakkında bir açıklık bulunmamakla birlikte, taraflar arasında alacak ve borç ilişkisi doğurmayacağı, muvazaanın varlığının hiçbir süreye bağlı olmaksızın her zaman ileri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2005/7006 E., 2005/9494 K.<br />
<strong>YARGITAY İLAMI</strong></p>
<p>Mahkemesi :K.Ç. 2.As.H.H.<br />
Tarihi :15.3.2005<br />
Nosu :243-182<br />
Davacı :İbrahim<br />
Davalı :Nildeniz &#8216;e vesayeten Faruk<br />
Üçüncü Şahıs :<br />
İÇTİHAT ÖZETİ: <em>Muvazaalı sözleşmelerin hüküm ve sonuçları hakkında bir açıklık bulunmamakla birlikte, taraflar arasında alacak ve borç ilişkisi doğurmayacağı, muvazaanın varlığının hiçbir süreye bağlı olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği, mahkemece kendiliğinden (resen) göz önünde bulundurulması gerektiği, belirli bir sürenin geçmesi, sebebin ortadan kalkması veya ilgililerin olur (icazet) vermesi ile geçerli hale gelmiyeceği, uygulamada ve bilimsel görüşlerde ortaklaşa kabul edilmektedir.</em></p>
<p>Taraflar arasında görülen davada;<br />
Davacı, çekişmeli 2694 sayılı parseldeki payını 3.kişilere olana borcundan dolayı emaneten davalının miras bırakanı Namık &#8216;a devrettiğini ancak tapuda satış gösterildiğini, bu hususta harici belge de düzenlendiğini ileri sürerek tapusunun iptaliyle adına tescilini istemiştir.<br />
Davalı vasisi, olayı sonradan öğrendiğini, harici belgedeki imzanın miras bırakana ait olduğunu belirtmiştir.<br />
Mahkemece, kanıtlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.<br />
Karar, davacı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 13/9/2005 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili avukat S.İ. geldi. Davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı, bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:</p>
<p><strong>KARAR:<br />
</strong>Dava, taraf muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir.<br />
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.<br />
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişme konusu 5694 sayılı parseldeki davacı payının 8.10.2003 tarihli resmi akitle davalının miras bırakanı Namık&#8217;a satış yoluyla temlik edildiği anlaşılmaktadır.<br />
Davacı, anılan temliki işlemin gerçeği yansıtmadığını, muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.<br />
Bilindiği üzere; muvazaa kısaca irade ve beyan arasında bilerek yaratılan uyumsuzluk şeklinde tanımlanabilir. Muvazaada taraflar üçüncü kişileri aldatmak amacıyla gerçek iradelerine uymayan, aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmak için anlaşarak bazan aslında bir sözleşme yapma iradesi taşımadıkları halde görünüşte bir sözleşme yapmaktadırlar (mutlak muvazaa). Veya gerçek iradelerine uygun olarak yaptıkları sözleşmeyi iradelerine uymayan görünüşteki bir sözleşme ile gizlemektedirler ( nisbi muvazaa ) Yanlar, ister salt bir görünüş yaratmak için, ister başka bir sözleşmeyi gizlemek amacıyla, sözleşme yapsınlar görünüşteki sözleşme gerçek iradelerine uymadığından, tabandaki sözleşmede tapulu taşınmazlarda şekil koşullarını taşımadığından geçersizdir.<br />
Her ne kadar muvazaayı düzenleyen Borçlar Kanununun l8. maddesinde ve öteki kanun hükümlerinde muvazaalı sözleşmelerin hüküm ve sonuçları hakkında bir açıklık bulunmamakta ise de; taraflar arasında alacak ve borç ilişkisi doğurmayacağı, muvazaanın varlığının hiçbir süreye bağlı olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği, mahkemece kendiliğinden (resen) göz önünde bulundurulması gerektiği, belirli bir sürenin geçmesi, sebebin ortadan kalkması veya ilgililerin olur (icazet) vermesi ile geçerli hale gelmiyeceği, uygulamada ve bilimsel görüşlerde ortaklaşa kabul edilmektedir.<br />
Hemen belirtmek gerekirki, muvazaa nedeniyle geçersiz sözleşmeye dayanılarak bir taşınmazın tapuda temliki yapılmışsa bu tescil yolsuz bir tescil hükmündedir. Tapuda yapılan temlik ve tesciller illi işlemler olduğundan tapunun dayanağı sözleşme geçersiz ise tapu kaydının da Medeni Kanunun 1025. maddesine göre iptali gerekir. Ayrıca muvazaalı sözleşmeler yapıldığı andan itibaren taraflar arasında hüküm ve sonuç doğurmayacağından açılan dava sonunda verilen karar, yenilik doğurucu (inşai) bir hüküm değil, açıklayıcı (ihdasi) bir hüküm durumundadır.<br />
Öte yandan, muvazaanın varlığını iddia eden taraf veya bunların ardılı (halefi) sıfatı ile hareket eden, başka bir anlatımla sözleşmenin yanlarından birine teb&#8217;an dava açan kişi Medeni Kanunun 6. maddesi gereğince bu iddiasını isbat etmek zorundadır. Senede bağlı bir sözleşmeye karşı muvazaa iddiası, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 288 ve 290. maddelerinde belirtildiği üzere ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Sözleşme aynı kanunun 293. maddesinde sözü edilen yakın akrabalar arasında yapılmış olsa dahi muvazaanın yazılı delille isbat edilmesi gerekir.Böyle bir sözleşmenin resmi şekilde yapılması halinde dahi olayın özelliği itibariyle adi yazılı delilin yeterli olacağı öğretide ve kararlılık kazanmış içtihatlarda ortaklaşa kabul edilmiştir. İşte bu<br />
görüşten hareketle 5.2.l947 tarih 20/6 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararında taraf muvazaası ve takma ad ( namı-müstear) davalarında iddianın ancak yazılı delille kanıtlanabileceği kabul edilmiştir.<br />
Somut olaya gelince; davacı, iddiasının kanıtı olarak &#8220;sözleşme&#8221; başlıklı belge ibraz etmiş, belgedeki imzanın davalının miras bırakanına ait bulunduğu davalı temsilcisi tarafından kabul edilmiştir.<br />
Hal böyle olunca, anılan belgenin yukarıda açıklanan ilkeler gözetilerek değerlendirilmesi, bunun yanında HUMK&#8217;nun 292.maddesinin de dikkate alınması, ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Davacının temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK&#8217;nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 4.12.2004 tarihinde yürürlüğe giren avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 400,00 YTL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, peşin alınan harcın temyiz edene iade edilmesine, 13.9.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p>
<p  class="related_post_title">İlgili Yargı Kararları:</p><ul class="related_post"><li><a href="http://www.ictihatlar.info/1hd/yargitay-1-hukuk-dairesi-20053429-e-20053748-k/" title="Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2005/3429 E., 2005/3748 K.">Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2005/3429 E., 2005/3748 K.</a></li><li><a href="http://www.ictihatlar.info/1hd/yargitay-1-hukuk-dairesi-20057006-e-20056521-k/" title="Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2005/7006 E., 2005/6521 K.">Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2005/7006 E., 2005/6521 K.</a></li><li><a href="http://www.ictihatlar.info/1hd/yargitay-1-hukuk-dairesi-19958737-e-199511789-k/" title="Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 1995/8737 E., 1995/11789 K.">Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 1995/8737 E., 1995/11789 K.</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ictihatlar.info/1hd/yargitay-1-hukuk-dairesi-20057006-e-20059494-k/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 1995/8737 E., 1995/11789 K.</title>
		<link>http://www.ictihatlar.info/1hd/yargitay-1-hukuk-dairesi-19958737-e-199511789-k/</link>
		<comments>http://www.ictihatlar.info/1hd/yargitay-1-hukuk-dairesi-19958737-e-199511789-k/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2008 21:54:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yargıtay 1.Hukuk Dairesi]]></category>
		<category><![CDATA[1995/11789]]></category>
		<category><![CDATA[1995/8737]]></category>
		<category><![CDATA[bağış]]></category>
		<category><![CDATA[muris muvazaası]]></category>
		<category><![CDATA[ölünceye kadar bakma sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[tapu iptali]]></category>
		<category><![CDATA[tescil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ictihatlar.info/?p=270</guid>
		<description><![CDATA[Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 1995/8737 E., 1995/11789 K. İÇTİHAT ÖZETİ : &#8220;Muris muvazaası&#8221;; gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek isteyen miras bırakanın, mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede, iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmesidir. Görünürdeki sözleşme tarafların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 1995/8737 E., 1995/11789 K.</p>
<p>İÇTİHAT ÖZETİ : <em>&#8220;Muris muvazaası&#8221;; gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını<br />
devretmek isteyen miras bırakanın, mirasçısını miras hakkından yoksun<br />
bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu<br />
taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede, iradesini satış veya ölünceye<br />
kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmesidir.<br />
Görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradesini yansıtmadığından, gizli<br />
bağış sözleşmesi ise yasal şekil şartlarını taşımadığından bu tür sözleşmeler<br />
geçersizdir.</em></p>
<p><strong>İçtihat metni:</strong></p>
<p>Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan tapu iptali-tescil davasının yapılan<br />
yargılamasında, mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararın bir kısım<br />
davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istemli temyiz<br />
edilmekle; dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:</p>
<p>Dava, Borçlar Yasasının 18.maddesinden kaynaklanan muvazaa hukuksal nedenine<br />
dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir. Uygulamada ve öğretide &#8220;muris<br />
muvazaası&#8221; olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi<br />
(mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada, miras bırakan<br />
gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir.<br />
Ancak, mirascısını miras hakkından yoksun bırakmak için, esas amacını<br />
gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı<br />
resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi<br />
doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.</p>
<p>Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarih, 1/2 sayılı<br />
İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere, görünürdeki sözleşme<br />
tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de MK.nun<br />
634, BY.nın 213 ve Tapulama Yasasının 26.maddelerinde öngörülen şekil<br />
koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun ya da olmasın<br />
miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak, resmi sözleşmenin muvazaa<br />
nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu<br />
kaydının iptalini isteyebilirler.</p>
<p>Hemen belirtmek gerekir ki, bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir<br />
çözüme ulaştırılabilmesi davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir<br />
söyleşiyle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer<br />
bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve<br />
gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması<br />
genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında<br />
birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun<br />
için ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların<br />
olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir<br />
nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış<br />
bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile<br />
miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında<br />
zorunluluk vardır.</p>
<p>Somut olaya gelince;</p>
<p>Davacıların murisin oğlu ve kızı; davalıların ise, iki oğlu torunu ve gelini<br />
oldukları, murisin 402-1439-1345-1341-1339 parsel sayılı taşınmazlarını<br />
değişik tarihlerde davalılara satış suretiyle temlik ettiği tartışmasızdır.<br />
Davalılar, murisin sağlığında davacılara da, taşınmazlar verdiğini, mallarını<br />
taksim ettiğini savunmuşlardır. Bu durumda murisin mallarını çocukları<br />
arasında taksim etmeyi amaçlayıp amaçlamadığının açıklığa kavuşturulmasında<br />
zorunluluk vardır.</p>
<p>Hal böyle olunca, savunmada sözü edilen ve davacılara verildiği iddia edilen<br />
taşınmazların tapu kayıtlarının tüm tedavülleriyle getirtilmesi miras bırakan<br />
tarafından mı verildiğinin belirlenmesi, gerekçede zikredilen<br />
1992/244-1994/274 sayılı dosya ile savunmada bildirilen 1993/283-1995/91<br />
sayılı dosyaların getirtilmesi, tüm delillerin birlikte değerlendirilerek<br />
murisin paylaştırmayı amaçlayıp amaçlamadığının saptanması ve sonucuna göre<br />
bir hüküm kurulması gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı<br />
biçimde davanın kabul edilmesi doğru değildir.</p>
<p>Davalıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan<br />
nedenlerden ötürü, HUMK.nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), peşin<br />
alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 16.5.1995 tarihinde yürürlüğe<br />
giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden<br />
vekili için 6.000.000 lira duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden<br />
alınmasına, 19.9.1995 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p>
<p  class="related_post_title">İlgili Yargı Kararları:</p><ul class="related_post"><li><a href="http://www.ictihatlar.info/kavram/bedeli-miras-birakanca-odenmesine-ragmen-tasinmazin-baskasi-adina-tescil-ettirilmis-olmasi-gizli-bagis-niteliginde-olup-kosullari-varsa-tenkise-tabidir/" title="Bedeli Miras Bırakanca Ödenmesine Rağmen Taşınmazın Başkası Adına Tescil Ettirilmiş Olması Gizli Bağış Niteliğinde Olup Koşulları Varsa Tenkise Tabidir">Bedeli Miras Bırakanca Ödenmesine Rağmen Taşınmazın Başkası Adına Tescil Ettirilmiş Olması Gizli Bağış Niteliğinde Olup Koşulları Varsa Tenkise Tabidir</a></li><li><a href="http://www.ictihatlar.info/1hd/yargitay-1-hukuk-dairesi-20057006-e-20056521-k/" title="Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2005/7006 E., 2005/6521 K.">Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2005/7006 E., 2005/6521 K.</a></li><li><a href="http://www.ictihatlar.info/11hd/yargitay-11-hukuk-dairesi-20035445-e-20041483-k/" title="Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2003/5445 E., 2004/1483 K.">Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2003/5445 E., 2004/1483 K.</a></li><li><a href="http://www.ictihatlar.info/1hd/yargitay-1-hukuk-dairesi-20057006-e-20059494-k/" title="Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2005/7006 E., 2005/9494 K.">Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2005/7006 E., 2005/9494 K.</a></li><li><a href="http://www.ictihatlar.info/1hd/yargitay-1-hukuk-dairesi-20053429-e-20053748-k/" title="Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2005/3429 E., 2005/3748 K.">Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2005/3429 E., 2005/3748 K.</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ictihatlar.info/1hd/yargitay-1-hukuk-dairesi-19958737-e-199511789-k/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2005/3429 E., 2005/3748 K.</title>
		<link>http://www.ictihatlar.info/1hd/yargitay-1-hukuk-dairesi-20053429-e-20053748-k/</link>
		<comments>http://www.ictihatlar.info/1hd/yargitay-1-hukuk-dairesi-20053429-e-20053748-k/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2008 21:50:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yargıtay 1.Hukuk Dairesi]]></category>
		<category><![CDATA[2005/3429]]></category>
		<category><![CDATA[2005/3748]]></category>
		<category><![CDATA[devir]]></category>
		<category><![CDATA[miras bırakan]]></category>
		<category><![CDATA[muris muvazaası]]></category>
		<category><![CDATA[muvazaa]]></category>
		<category><![CDATA[nisbi muvazaa]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşme]]></category>
		<category><![CDATA[tapu]]></category>
		<category><![CDATA[taşınmaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ictihatlar.info/?p=268</guid>
		<description><![CDATA[Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2005/3429 E., 2005/3748 K. YARGITAY İLAMI Mahkemesi : B. Asliye H. H. Tarihi : 30.11.2004 Nosu : 657-867 Davacı : Zehra v.s. Davalı : Gürcan İÇTİHAT ÖZETİ : Muris muvazaası olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi muvazaa türüdür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2005/3429 E., 2005/3748 K.<br />
<strong>YARGITAY İLAMI</strong><br />
Mahkemesi : B. Asliye H. H.<br />
Tarihi : 30.11.2004<br />
Nosu : 657-867<br />
Davacı : Zehra v.s.<br />
Davalı : Gürcan</p>
<p>İÇTİHAT ÖZETİ : <em>Muris muvazaası olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi muvazaa türüdür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir.</em></p>
<p>Taraflar arasında görülen davada;<br />
Davacılar, babaları olan miras bırakan Süleyman ın kendilerinden mal kaçırma amacıyla 181 ve 7 parsel sayılı taşınmazlarını satış şeklinde davalı torununa temlik ettiğini; işlemin muvazaalı olduğunu ileri sürerek, taşınmaz tapularının iptaliyle payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.<br />
Davalı, davanın reddini savunmuştur.<br />
Mahkemece, elbirliği ile mülkiyette, mirasçıların her birinin kendi payı için iptal-tescil isteğinde bulunamayacağı gerekçesiyle, davanın usul yönünden reddine karar verilmiştir.<br />
Karar, davacılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı.<br />
Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:</p>
<p><strong>KARAR:</strong></p>
<p>Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, elbirliği ortaklığından söz edilerek davanın reddine karar verilmiştir.<br />
Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide &#8220;muris muvazaası&#8221; olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirascısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.<br />
Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve 1.4.1974 Tarih 1/2 Sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini istiyebilirler.<br />
Hemen belirtmek gerekir ki bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmıyacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tesbiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşınmaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı,miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.<br />
Somut olaya gelince: davacıların miras bırakanın mirasçıları olduğu anlaşılmaktadır. Davanın dayanağı yukarda sözü edilen 1.4.1974 Tarih ½ Sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararıdır. Anılan karar mirasçıların miras payları oranında istekte bulunmalarını olanaklı kılmıştır.<br />
Hal böyle olunca, davacıların istemlerinin yukarıdaki ilke ve olgulara göre araştırılıp incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle davanın reddi isabetsizdir.<br />
Davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 30.3.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p>
<p  class="related_post_title">İlgili Yargı Kararları:</p><ul class="related_post"><li><a href="http://www.ictihatlar.info/1hd/yargitay-1-hukuk-dairesi-20057006-e-20059494-k/" title="Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2005/7006 E., 2005/9494 K.">Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2005/7006 E., 2005/9494 K.</a></li><li><a href="http://www.ictihatlar.info/5hd/yargitay-5-hukuk-dairesi-200714571-e-20082276-k/" title="Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2007/14571 E., 2008/2276 K.">Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2007/14571 E., 2008/2276 K.</a></li><li><a href="http://www.ictihatlar.info/2hd/yargitay-2-hukuk-dairesi-200721466-e20081471-k/" title="Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2007/21466 E.,2008/1471 K.">Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2007/21466 E.,2008/1471 K.</a></li><li><a href="http://www.ictihatlar.info/8hd/yargitay-8hukuk-dairesi-20072504-e-2008200-k/" title="Yargıtay 8.Hukuk Dairesi 2007/2504 E., 2008/200 K.">Yargıtay 8.Hukuk Dairesi 2007/2504 E., 2008/200 K.</a></li><li><a href="http://www.ictihatlar.info/kavram/itirazin-iptali-ve-tahliye-sozlesme-ya-da-yazili-belge-bulunmadigi-durumda-kira-miktarinin-ispati/" title="İtirazın İptali ve Tahliye &#8211; Sözleşme ya da Yazılı Belge Bulunmadığı Durumda Kira Miktarının İspatı">İtirazın İptali ve Tahliye &#8211; Sözleşme ya da Yazılı Belge Bulunmadığı Durumda Kira Miktarının İspatı</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ictihatlar.info/1hd/yargitay-1-hukuk-dairesi-20053429-e-20053748-k/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

