Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 2007/9055 E.,2008/1092 K.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 2007/9055 E. , 2008/1092 K.

İçtihat Özeti: İİK’nın 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklıya, mahkemeye ya da merciye müracaat imkanı bakımından bir tercih hakkı tanınmıştır. alacaklı tercihini mahkemeye müracaat şeklinde yapmışsa, artık mahkemenin hem icra dairesinin yetkisine ve hem de borcun esasına ilişkin itirazı incelemesi gerekecektir.
İçtihat Metni :

Dava dilekçesinde, site aidat alacağı için yapılan icra takibine itirazın iptali istenilmiştir. Mahkemece, dava dilekçesinin mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra, dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği düşünüldü:

Dava, ödenmeyen site aidat borcunun tahsili için yürütülen icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

Davacı, alacağın tahsili amacıyla İstanbul Dördüncü İcra Müdürlüğümde icra takibinde bulunmuş, davalı; borca ve icra dairesinin yetkisine itirazında, ikametgahı olan Kadıköy İcra Dairesi’nin yetkili olduğunu ileri sürerek takibi durdurmuştur.

Davacı, itirazın iptali davasını İstanbul’da açmış olup, davalı borçlunun yetki itirazı üzerine mahkemece yetkisizlik kararı ile dosyanın Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir.
 
İcra ve İflas Yasası’nın 50. maddesi, yetki sorununu düzenlemektedir. Maddenin ikinci fıkrasında; yetki itirazının esas hakkında itirazla birlikte yapılacağı, tetkik merciinin önce yetki itirazını inceleyip kesin bir sonuca bağlayacağı belirtilmiştir. Bu madde hükmünün itirazın iptali davasında da uygulanacağının kabulü gerekir. İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinde açıkça “takip talebine itiraz edilen ve itirazın kaldırılması için merciiye müracaat etmek istemeyen alacaklı” denildiğine göre; alacaklıya, ya mahkemeye ya da merciiye müracaat imkanı bakımından bir tercih hakkı tanınmaktadır. Alacaklı tercihini mahkemeye müracaat şeklinde yapmışsa, artık mahkemenin, hem icra dairesinin yetkisine itirazı ve hem de borcun esasına ilişkin itirazı incelemesi gerekecektir.

Bütün bu hususlar dikkate alınarak somut olay incelendiğinde; İstanbul’da açılan itirazın iptali davasında mahkemenin öncelikle icra dairesinin yetkisine ilişkin itirazı incelemek suretiyle yetkili icra dairesinde yapılmış bir icra takibi bulunup bulunmadığını saptaması ve daha sonra da kendisinin yetkili olup olmadığını belirlemesi gerekir.

İcra dairesinin yetkili olmadığını belirlemesi halinde ise, esas hakkında itirazlara girişilmeksizin yetkili icra dairesinde yapılan icra takibi bulunmaması nedeniyle itirazın iptali davasının reddine karar vermesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde mahkemenin yetkisizliğine, dosyanın yetkili Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.

Bu itibarla, yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan, kabulü ile hükmün HUMK’nın 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.02.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yazın

(required)

(gerekli)